Cahit IRGAT İnsan Gibi ŞİİR SÖZLERİ
Çok yakında bir gün
Çok yakında bir gün
Ağır uykulardan uyanacaklar
Zor kapıları açacaklar
Yere sağlam basacaklar.
Sevgiden sırılsıklam
Yangınlanacak aşklar
Çok yakında bir gün
Çok yakında bir gün
İnsanlar insan gibi yaşayacaklar.
En dar en karanlık sokaklar
Çok yakında bir gün
Çok yakında bir gün
Bayramlaşıp ışıyacaklar
Hürriyet giyecek aydınlık ayaklar.
Cahit IRGAT
30 Eylül 2015 Çarşamba
Cahit IRGAT Ara Sokak ŞİİR SÖZLERİ
Cahit IRGAT Ara Sokak ŞİİR SÖZLERİ
Gözlerim kan denizi,
Geleceğe sıçrıyor geçmişteki sızı.
Bir lokma bir hırka olmasa da olur,
İnsanoğlu ancak acılarla yoğrulur.
Dost, düşman yanyanalaştı;
Tırafiği zor bir çamur kavşaktayız:
Yaşamak geç, ölüm dur!
Cahit IRGAT
Gözlerim kan denizi,
Geleceğe sıçrıyor geçmişteki sızı.
Bir lokma bir hırka olmasa da olur,
İnsanoğlu ancak acılarla yoğrulur.
Dost, düşman yanyanalaştı;
Tırafiği zor bir çamur kavşaktayız:
Yaşamak geç, ölüm dur!
Cahit IRGAT
Cahit IRGAT Ağaç ŞİİR SÖZLERİ
Cahit IRGAT Ağaç ŞİİR SÖZLERİ
Ağacım, dört kol çengi kıyamet
Her dalımda bir memleket
Uzar kollarım uzar
Taşımda toprağımda bereket
Köklerimden başlar hürriyet
Bana çarptıkça anlar
Yağmur yağmur olduğunu
Rüzgâr, rüzgâr.
Taşımda toprağımda kıyamet
Köklerimden başlar hürriyet.
Cahit IRGAT
Ağacım, dört kol çengi kıyamet
Her dalımda bir memleket
Uzar kollarım uzar
Taşımda toprağımda bereket
Köklerimden başlar hürriyet
Bana çarptıkça anlar
Yağmur yağmur olduğunu
Rüzgâr, rüzgâr.
Taşımda toprağımda kıyamet
Köklerimden başlar hürriyet.
Cahit IRGAT
Cahit IRGAT Adam Olana Çok Bile ŞİİR SÖZLERİ
Cahit IRGAT Adam Olana Çok Bile ŞİİR SÖZLERİ
Ekmeğimi gözyaşıma bandım da yedim.
Cahit IRGAT
Ekmeğimi gözyaşıma bandım da yedim.
Cahit IRGAT
C. Hakkı ZARİÇ Zona ŞİİR SÖZLERİ
C. Hakkı ZARİÇ Zona ŞİİR SÖZLERİ
Unutulmuş doğum günlerinden bilinmezliğine ölümün
Bir yanardağ patlamasıdır içerde zona
ZONA
Uysal bir ormanın uğultusunda kaybedilmiş
patikayı kim arar
Herhangi bir mevsimin sonuna doğru
kim özler ilk şiirlerini
Baş dönmesi, karmaşa bir de kör olma isteği
Zona; sırtımda taşıdığım bıçak izleri sıkıntımın
Karşı kıyıdan gelen ışık seslerinin içindeki gizin tılsımı
Uzaktan görülene olan kemirgen merak,
nereye dökülür ırmaklar
Kim koydu bu ömrü müziksiz bu kentin kupkuru yerine
Zona; göğsümün duvarına asılı yaraları sıkıntımın
Yine deniz çekilmesi boğazımda, çaresizliğimin armağanı
Rıhtımlar, yokolmak için gitmenin sağanaklı duldaları
Avlulardan yükselen kuşların ürküttüğü yaprakları serinliğin
Zona; ürpertili uçuk izleri sıkıntımın
Şehvetli bir kadının tanrısı ve imzasız mektupları
Sokaktan gelen ayak sesleri ve kokuları ıslak çiçeklerin
Bakmayan, dokunmayan, sevişmeyen yalnızlığım benim
Zona; okşayamadığım yara izleri sıkıntımın
Bağırmaktan başka dil bilmeyen tiranlar
Reklamlardan aşırılmış çok sevimli gülüşler
Yapaylık, adına ben'ini sormayanlar
Zona; sustukça çoğalan kabuksuz yaraları sıkıntımın
Günün ilk dakikalarında dikilen bir fidan gibi
Bir Ege türküsüyle yan yana olmak gibi
Bir intihar girişiminden sonraki ilk duyuş gibi
Bir çift dudağın dokunuşuyla iyileşir kimi yaralar
Hatta zona !..
C. Hakkı ZARİÇ
Unutulmuş doğum günlerinden bilinmezliğine ölümün
Bir yanardağ patlamasıdır içerde zona
ZONA
Uysal bir ormanın uğultusunda kaybedilmiş
patikayı kim arar
Herhangi bir mevsimin sonuna doğru
kim özler ilk şiirlerini
Baş dönmesi, karmaşa bir de kör olma isteği
Zona; sırtımda taşıdığım bıçak izleri sıkıntımın
Karşı kıyıdan gelen ışık seslerinin içindeki gizin tılsımı
Uzaktan görülene olan kemirgen merak,
nereye dökülür ırmaklar
Kim koydu bu ömrü müziksiz bu kentin kupkuru yerine
Zona; göğsümün duvarına asılı yaraları sıkıntımın
Yine deniz çekilmesi boğazımda, çaresizliğimin armağanı
Rıhtımlar, yokolmak için gitmenin sağanaklı duldaları
Avlulardan yükselen kuşların ürküttüğü yaprakları serinliğin
Zona; ürpertili uçuk izleri sıkıntımın
Şehvetli bir kadının tanrısı ve imzasız mektupları
Sokaktan gelen ayak sesleri ve kokuları ıslak çiçeklerin
Bakmayan, dokunmayan, sevişmeyen yalnızlığım benim
Zona; okşayamadığım yara izleri sıkıntımın
Bağırmaktan başka dil bilmeyen tiranlar
Reklamlardan aşırılmış çok sevimli gülüşler
Yapaylık, adına ben'ini sormayanlar
Zona; sustukça çoğalan kabuksuz yaraları sıkıntımın
Günün ilk dakikalarında dikilen bir fidan gibi
Bir Ege türküsüyle yan yana olmak gibi
Bir intihar girişiminden sonraki ilk duyuş gibi
Bir çift dudağın dokunuşuyla iyileşir kimi yaralar
Hatta zona !..
C. Hakkı ZARİÇ
C. Hakkı ZARİÇ Yalanlayış ŞİİR SÖZLERİ
C. Hakkı ZARİÇ Yalanlayış ŞİİR SÖZLERİ
Bir çocuk kalkabilir ancak duvarları yıkmaya
Güvenerek küçücük ceplerindeki kocaman çakıl taşlarına
YALANLAYIŞ
"Nasılsın" "-İyiyim!" kadar yalandım
Anahtar deliklerinde susanlar her neyse onlarla oyalandım
Geniş zamanın daralmayışı artarak sızladı içimde
Bıçakladığım perdelerin yarasından sızan bulutlara yaslandım
Yalnızlık arayışı kadar yalandım
Bu yüzden yıkılmış kadınları sevdim ben
Sevinçleri çalınmış ürkek, lirik kadınları
Çoktan büyümüş ceplerimde küçük çakıl taşları!..
C. Hakkı ZARİÇ
Bir çocuk kalkabilir ancak duvarları yıkmaya
Güvenerek küçücük ceplerindeki kocaman çakıl taşlarına
YALANLAYIŞ
"Nasılsın" "-İyiyim!" kadar yalandım
Anahtar deliklerinde susanlar her neyse onlarla oyalandım
Geniş zamanın daralmayışı artarak sızladı içimde
Bıçakladığım perdelerin yarasından sızan bulutlara yaslandım
Yalnızlık arayışı kadar yalandım
Bu yüzden yıkılmış kadınları sevdim ben
Sevinçleri çalınmış ürkek, lirik kadınları
Çoktan büyümüş ceplerimde küçük çakıl taşları!..
C. Hakkı ZARİÇ
C. Hakkı ZARİÇ . . . Ve Sis ŞİİR SÖZLERİ
C. Hakkı ZARİÇ . . . Ve Sis ŞİİR SÖZLERİ
Ellerine bulaşan kiri
Çamurlu suyla yıkayıp
Geçmiş zaman yenilerini cilalamaya kalkarsa
Ayrıntılarına kadar eskiyiverir aşk
. . . VE SİS
Gölgesinde çınarları dinlendirdiğim kadının
Gülüşü rütbeli ve tenekedenmiş meğer
Evvel gökkuşağı ve masum sanırdım
Neden
Unutkanlık ile hiçlikteki çalım
Alaysayan yoksamanın sesindeki tehdit ile
koyu nefret
Gözlerime saplanan buz saplı bıçak mıydı
Ey esrikliğimi üşüten naftalinli dokunuşlar
Kötürüm kalıp yargılar
Ve imgelerimi yoksamak için örülen nevrotik duvar
Senin hesapsız tutkunun ben miydim
Aşka dair huzurlu şiirler yazan
Çulsuz ve sikloid şairin miydim
Tıpkıbasım morluklar tenimde usturalarını bilerken
- Ağzı sıkı gecenin ardındaki
Gizi saklayan bordo tül söylesin -
Bir serçenin ağzını öperek
Kısrak sözcüklerin başharflerinde
Sabahlara kadar susan ben miydim
Yeşilden ötesini yoksayan
Ömrüne tek sesli sis çeken miydim
Ölümün menzilinde dinlediğim buhur kokulu gün
Uçuruma savurduğum ceylan sekişli tedirginliğim
. . . AŞK! diyen
YANILAN . . . VE
Şakağıma dayalı soruların tetiğini epriten
İşaret parmağımdaki kırmızı ünlemdim
Meğer gelincik tarlasını darmadağın eden
Fırtına sonrasıymış sevdiğim
Simsiyah saçteli inceliğinde kördüğümler çözen
Kendini aramayanların kavuşacağı yer SİS'tir
Diye yazan benim ama
Yoksa yine buzun üstünde miyim?..
C. Hakkı ZARİÇ
Ellerine bulaşan kiri
Çamurlu suyla yıkayıp
Geçmiş zaman yenilerini cilalamaya kalkarsa
Ayrıntılarına kadar eskiyiverir aşk
. . . VE SİS
Gölgesinde çınarları dinlendirdiğim kadının
Gülüşü rütbeli ve tenekedenmiş meğer
Evvel gökkuşağı ve masum sanırdım
Neden
Unutkanlık ile hiçlikteki çalım
Alaysayan yoksamanın sesindeki tehdit ile
koyu nefret
Gözlerime saplanan buz saplı bıçak mıydı
Ey esrikliğimi üşüten naftalinli dokunuşlar
Kötürüm kalıp yargılar
Ve imgelerimi yoksamak için örülen nevrotik duvar
Senin hesapsız tutkunun ben miydim
Aşka dair huzurlu şiirler yazan
Çulsuz ve sikloid şairin miydim
Tıpkıbasım morluklar tenimde usturalarını bilerken
- Ağzı sıkı gecenin ardındaki
Gizi saklayan bordo tül söylesin -
Bir serçenin ağzını öperek
Kısrak sözcüklerin başharflerinde
Sabahlara kadar susan ben miydim
Yeşilden ötesini yoksayan
Ömrüne tek sesli sis çeken miydim
Ölümün menzilinde dinlediğim buhur kokulu gün
Uçuruma savurduğum ceylan sekişli tedirginliğim
. . . AŞK! diyen
YANILAN . . . VE
Şakağıma dayalı soruların tetiğini epriten
İşaret parmağımdaki kırmızı ünlemdim
Meğer gelincik tarlasını darmadağın eden
Fırtına sonrasıymış sevdiğim
Simsiyah saçteli inceliğinde kördüğümler çözen
Kendini aramayanların kavuşacağı yer SİS'tir
Diye yazan benim ama
Yoksa yine buzun üstünde miyim?..
C. Hakkı ZARİÇ
C. Hakkı ZARİÇ Sis Ve Tuz ŞİİR SÖZLERİ
C. Hakkı ZARİÇ Sis Ve Tuz ŞİİR SÖZLERİ
Ciğerlerime dolan duman ey o ölümün yoğun anı
Kar sularının eriyen sesiyim, beni yokluğumdan tanı
SİS VE TUZ
O'na, sıfırda kalana veda şiiri...
Uyku tutmuyor kaçışı olmayan tanıdık sabahı
Açık kapılardan hâki ayak sesleri sızıyor
Tabana çöküyor tavan, sis kaplıyor her yanı
Hayata Dönüş Operasyonu’nun gri kurşunlarıyla
Hasar tespit tutanakları yazıyorum ömrüme
Kan soluyorum, öğürüyor, kusuyor ve soluyorum
Soluyor penceredeki begonyanın yaprakları
Zayıfladıkça gözleri büyüyen ölüm oruççuları
Küfre yaslanıp ayakta durduğum anlar soluyor
Suratımda kahkahaları patlayan kırık aynalar
Ve horozu kalkık tabancaların maskeli tehdidi
Parçalanmış bir kafatası düşürüyor kucağıma
Her kıpırtıda serçeler havalanıyor içimden göğe
Soğuktan titriyorum, parmaklarım uyuşuyor
Gözleri bağlı kuzeyin, oldukça yavan ve yalancı batı
Buz tutuyor gülüşüm ağzımda, buz tutuyor, buz
Anları düşünüp anlamlar aramaya çabalıyorum
Dolanıyor sığıntı halinde, derinliğini arıyor gün
Her şey bir ayrılık armağanıyla adlandırılıyor
Bir kadının salı sabahındaki vazgeçilmez güzelliği
Hayli baş ağrısı, elleri havadaki yenilgi
Kalın bir çift çorap, öksürük nöbeti, boğulma anı
Tuz sonra, sağanak halinde tuz, tuz !..
C. Hakkı ZARİÇ
Ciğerlerime dolan duman ey o ölümün yoğun anı
Kar sularının eriyen sesiyim, beni yokluğumdan tanı
SİS VE TUZ
O'na, sıfırda kalana veda şiiri...
Uyku tutmuyor kaçışı olmayan tanıdık sabahı
Açık kapılardan hâki ayak sesleri sızıyor
Tabana çöküyor tavan, sis kaplıyor her yanı
Hayata Dönüş Operasyonu’nun gri kurşunlarıyla
Hasar tespit tutanakları yazıyorum ömrüme
Kan soluyorum, öğürüyor, kusuyor ve soluyorum
Soluyor penceredeki begonyanın yaprakları
Zayıfladıkça gözleri büyüyen ölüm oruççuları
Küfre yaslanıp ayakta durduğum anlar soluyor
Suratımda kahkahaları patlayan kırık aynalar
Ve horozu kalkık tabancaların maskeli tehdidi
Parçalanmış bir kafatası düşürüyor kucağıma
Her kıpırtıda serçeler havalanıyor içimden göğe
Soğuktan titriyorum, parmaklarım uyuşuyor
Gözleri bağlı kuzeyin, oldukça yavan ve yalancı batı
Buz tutuyor gülüşüm ağzımda, buz tutuyor, buz
Anları düşünüp anlamlar aramaya çabalıyorum
Dolanıyor sığıntı halinde, derinliğini arıyor gün
Her şey bir ayrılık armağanıyla adlandırılıyor
Bir kadının salı sabahındaki vazgeçilmez güzelliği
Hayli baş ağrısı, elleri havadaki yenilgi
Kalın bir çift çorap, öksürük nöbeti, boğulma anı
Tuz sonra, sağanak halinde tuz, tuz !..
C. Hakkı ZARİÇ
C. Hakkı ZARİÇ Sıfırın Tekrarı ŞİİR SÖZLERİ
C. Hakkı ZARİÇ Sıfırın Tekrarı ŞİİR SÖZLERİ
Rüzgârın deştiği küldeki köz
Hangi seyrin unutulmuş kanun taksimisin
Tut elimden, dilimi ağzındaki kâğıdın üstünde çöz
SIFIRIN TEKRARI
Raylara atılmış bir frezya görmüştüm rüyamda
Üstüme sinmiş gar kokusundan tanıdılar yalnızlığımı
Maviye boyalı karakol kapılarında geceye yakalandım
Döndüm işte kaçak yaşadığım o şaşkınlıktayım
Adımı düşüremedim arama tutanaklarının kuşatmasından
Suların şarkılarda gezindiği dinginlik
Sandalın denizde dalgalanışı, kendini tekrarı dalganın
Bir kadeh rakı, sabahı yok bir beyaz yağma
Yokluğunda her yer herhangi bir yer
Ha perdesiz pencereler ha sorgu odaları
Yokum işte yokum anlamıyor musun
Ölümü bekleyen yaşlı adamların duyuşundaki beyhudelik
Okula giden çocukların adımlarındaki mahmurluk gibi
Yokluğunda her kadın herhangi bir kadın
Tekrar ediyor içimde sıfır kendisini, gel artık
Gülüşü olmayan aynaların zalimliğinden
Beladan, boş vermekten, aranmaktan
Geçmişimden, kimliğimden, sıfatlarımdan
Otel adları ezberlemekten bir de yoruldum
Müşkül, kördüğüm ve sitem doluyum ayak seslerine
Tut elimden, dilimi ağzındaki kâğıdın üstünde çöz
Tekrar ediyor içimde sıfır kendisini, gel artık!
C. Hakkı ZARİÇ
Rüzgârın deştiği küldeki köz
Hangi seyrin unutulmuş kanun taksimisin
Tut elimden, dilimi ağzındaki kâğıdın üstünde çöz
SIFIRIN TEKRARI
Raylara atılmış bir frezya görmüştüm rüyamda
Üstüme sinmiş gar kokusundan tanıdılar yalnızlığımı
Maviye boyalı karakol kapılarında geceye yakalandım
Döndüm işte kaçak yaşadığım o şaşkınlıktayım
Adımı düşüremedim arama tutanaklarının kuşatmasından
Suların şarkılarda gezindiği dinginlik
Sandalın denizde dalgalanışı, kendini tekrarı dalganın
Bir kadeh rakı, sabahı yok bir beyaz yağma
Yokluğunda her yer herhangi bir yer
Ha perdesiz pencereler ha sorgu odaları
Yokum işte yokum anlamıyor musun
Ölümü bekleyen yaşlı adamların duyuşundaki beyhudelik
Okula giden çocukların adımlarındaki mahmurluk gibi
Yokluğunda her kadın herhangi bir kadın
Tekrar ediyor içimde sıfır kendisini, gel artık
Gülüşü olmayan aynaların zalimliğinden
Beladan, boş vermekten, aranmaktan
Geçmişimden, kimliğimden, sıfatlarımdan
Otel adları ezberlemekten bir de yoruldum
Müşkül, kördüğüm ve sitem doluyum ayak seslerine
Tut elimden, dilimi ağzındaki kâğıdın üstünde çöz
Tekrar ediyor içimde sıfır kendisini, gel artık!
C. Hakkı ZARİÇ
C. Hakkı ZARİÇ Keşke Hiç . . . ŞİİR SÖZLERİ
C. Hakkı ZARİÇ Keşke Hiç . . . ŞİİR SÖZLERİ
En son kasımpatılar vardı yüzünde
Bir de anlamını yansıtan sorular: Gözlerin
KEŞKE HİÇ . . .
Ayazdım, azdım... Azıksızdım
İçimde sırasına koşan şiirler vardı
Zamansız çalmasaydın kapımı
Esmer gülüşünle mıh çakmasaydın günlerime
gelmeseydin
Zift ile karıyordu kendini gece
Gitmek uçurum, dönmek aramamanın yalvarısı
Vazgeçmek senden, pişman olmak
Yarını göremeyenlerin kör tanrısıyla zar atmaktı
gelmeseydin
Sarışın rüzgârlarda soluk benizli şiir eskizleri
Çorak zamanlarda kendisi için kanayamayan aşklar vardı
Yanılsamaların sonbahar yüzünden geçiyordum
Hilebazdı siyah dokunuşlar, cinayet kokuyordu
gelmeseydin
Tenimdeki kilim deseni yaralara
Kıymık gibi saplanan yağmur damlaları
Pembe kokusuna dikenini saplayan gül
Elgin sözcüklerden payıma düşen kül
Bakır şimşekleriyle kahkaha atan
Gökyüzüydü tek paylaştığımız
gelmeseydin
Mezatta hırpani bir sözcüktü vefa
Yokluğunun tadı kusursuz ve gölgesiz gri
Unutmak çağımızın en masum duldasıydı
İntiharı ve hiçliği anımsatıyordu unutulmak
gelmeseydin
Yine de yeniden gelmeseydin
Hafif tebessüm iç kanamalı yüzümle
Serçeler gibi sabahı bekletmeseydin bana
Ayazdım, azıksızdım... azdım
gelmeseydin
Gözlerimdeki forsaya toprak tadında mavi bakmasaydın
Keşke hiç!..
C. Hakkı ZARİÇ
En son kasımpatılar vardı yüzünde
Bir de anlamını yansıtan sorular: Gözlerin
KEŞKE HİÇ . . .
Ayazdım, azdım... Azıksızdım
İçimde sırasına koşan şiirler vardı
Zamansız çalmasaydın kapımı
Esmer gülüşünle mıh çakmasaydın günlerime
gelmeseydin
Zift ile karıyordu kendini gece
Gitmek uçurum, dönmek aramamanın yalvarısı
Vazgeçmek senden, pişman olmak
Yarını göremeyenlerin kör tanrısıyla zar atmaktı
gelmeseydin
Sarışın rüzgârlarda soluk benizli şiir eskizleri
Çorak zamanlarda kendisi için kanayamayan aşklar vardı
Yanılsamaların sonbahar yüzünden geçiyordum
Hilebazdı siyah dokunuşlar, cinayet kokuyordu
gelmeseydin
Tenimdeki kilim deseni yaralara
Kıymık gibi saplanan yağmur damlaları
Pembe kokusuna dikenini saplayan gül
Elgin sözcüklerden payıma düşen kül
Bakır şimşekleriyle kahkaha atan
Gökyüzüydü tek paylaştığımız
gelmeseydin
Mezatta hırpani bir sözcüktü vefa
Yokluğunun tadı kusursuz ve gölgesiz gri
Unutmak çağımızın en masum duldasıydı
İntiharı ve hiçliği anımsatıyordu unutulmak
gelmeseydin
Yine de yeniden gelmeseydin
Hafif tebessüm iç kanamalı yüzümle
Serçeler gibi sabahı bekletmeseydin bana
Ayazdım, azıksızdım... azdım
gelmeseydin
Gözlerimdeki forsaya toprak tadında mavi bakmasaydın
Keşke hiç!..
C. Hakkı ZARİÇ
C. Hakkı ZARİÇ Islak Kül ŞİİR SÖZLERİ
C. Hakkı ZARİÇ Islak Kül ŞİİR SÖZLERİ
Bu kadar gökle yetinmemeli
Beyaz rüzgârlar aramalı
Ya da
Çamur selinde sürüklenmeli....
Islak kül biriktiriyorum sıfıra doğru giderken
Alkış, o beyaz gürültü ellerin arasından çıkan
Yaldızlı çerçevelerin içindeki yasaklar listesi
Biter törenler bir gün aşırı can sıkıntısı kalır
Yenmek ve yenilmek için yeni bahaneler aranır
Kendisini sorun çözmeğe adamış adamların adımları yorulur
Yaşlı mevsimler gelir, heves güzün alnında sarışın bir yaprak olur
Gölün huzurunu kaçırır sektirilen taşın sıralanan dalgaları
Moda sözcükler, kof ahlak ve ürkek bakışlı kadınlar unutulur
Islak kül biriktiriyorsun sıfıra doğru giderken
Biliyorum unutulur eldivenli uşakların zorunlu uysallığı
Intihar sevicilerinin yeşil renkli kalemle yazdığı adları
Cebimde taşıdığım kibrit, o yangın çıkarma tutkum
Bir klavsenin çığlığıyla irkilişi yalnızlığın elbet unutulur
Su sıvası dökülmüş duvarların nemli burukluşuyla
Gri saksılarda domates yetiştirip siyah saçlarını uzatan
Mahpusların hücrelerine konuk oluyorum unutmadığım mektuplarla
Kalemlerimin tümünü apansız sebil ediyorum gardiyanlara hınzırca
Islak kül biriktiriyorum sıfıra doğru giderken
Saten dokunuşların sızısıyla uyanıyorum
Her gece biraz daha acımasızlaşıyor karanlık
Cinayet girişimi gibi sabahın küfürlü yüzü
Burdan öteye yol yok diyorlar, bağırıyorum
Dargınlığı uzun süren babaların suskunluğu kadar büyük
Uykusuz gecelerde üşümek ve düşünmek kadar kaçınılmaz
Kış kadar giyinik, karakol kadar çıplak
Zaman kadar soyut, zaman kadar gerçek
Biraz daha gök, daha gök, gök! ..
C. Hakkı ZARİÇ
Bu kadar gökle yetinmemeli
Beyaz rüzgârlar aramalı
Ya da
Çamur selinde sürüklenmeli....
Islak kül biriktiriyorum sıfıra doğru giderken
Alkış, o beyaz gürültü ellerin arasından çıkan
Yaldızlı çerçevelerin içindeki yasaklar listesi
Biter törenler bir gün aşırı can sıkıntısı kalır
Yenmek ve yenilmek için yeni bahaneler aranır
Kendisini sorun çözmeğe adamış adamların adımları yorulur
Yaşlı mevsimler gelir, heves güzün alnında sarışın bir yaprak olur
Gölün huzurunu kaçırır sektirilen taşın sıralanan dalgaları
Moda sözcükler, kof ahlak ve ürkek bakışlı kadınlar unutulur
Islak kül biriktiriyorsun sıfıra doğru giderken
Biliyorum unutulur eldivenli uşakların zorunlu uysallığı
Intihar sevicilerinin yeşil renkli kalemle yazdığı adları
Cebimde taşıdığım kibrit, o yangın çıkarma tutkum
Bir klavsenin çığlığıyla irkilişi yalnızlığın elbet unutulur
Su sıvası dökülmüş duvarların nemli burukluşuyla
Gri saksılarda domates yetiştirip siyah saçlarını uzatan
Mahpusların hücrelerine konuk oluyorum unutmadığım mektuplarla
Kalemlerimin tümünü apansız sebil ediyorum gardiyanlara hınzırca
Islak kül biriktiriyorum sıfıra doğru giderken
Saten dokunuşların sızısıyla uyanıyorum
Her gece biraz daha acımasızlaşıyor karanlık
Cinayet girişimi gibi sabahın küfürlü yüzü
Burdan öteye yol yok diyorlar, bağırıyorum
Dargınlığı uzun süren babaların suskunluğu kadar büyük
Uykusuz gecelerde üşümek ve düşünmek kadar kaçınılmaz
Kış kadar giyinik, karakol kadar çıplak
Zaman kadar soyut, zaman kadar gerçek
Biraz daha gök, daha gök, gök! ..
C. Hakkı ZARİÇ
C. Hakkı ZARİÇ İkimiz Birlikte ŞİİR SÖZLERİ
C. Hakkı ZARİÇ İkimiz Birlikte ŞİİR SÖZLERİ
Küs dolu akşamların
minnetinde saklı olan nedir
Ki savruldukça yel,
yıllar gözlerime dolar
İKİMİZ BİRLİKTE
Kapıları öfkeyle iten çocukların ellerine bakıyorum
Su içen uzun boyunlu kadınların göğündeki bulutlara
Uçurumları derinleştiren yağmur damlalarına bir de
Yıkıntı veren güleçliğine geç gelen sevinçlerin
Takvimlerle aramdaki uzlaşmazlığı anlamıyor kimse
İkimiz birlikte baksak aynaya daha iyi olacak her şey
Aşkın kıyıcılığı bir sandalla açılacak bitimsiz deniz yolculuğuna
Sesinin ezgileriyle bir şarkının yorgunluğunda dinlenip
Güz’ün renklerinde yer bulacağım mekânsızlığıma
Günler uzayacak, canımı yakmayacak sarışın akşamlar
Yayvan m ağızlı kadınların çürük dudaklarıyla gülüşleri
Solmuş gülleri ışıtmayan deniz fenerinin fanusundaki buğu
Her gün 20 Mg Fluoksetin dinginliğiyle unutuyorum
Aşınmış sözcükler kalıyor aklımda yalnızca
İkimiz birlikte dinlesek aynayı daha iyi olacak her şey
Kilitleriyle boğazıma sarılan zamanın hükmü yok olacak
Soluğumun kokusunu duyumsayacağım sönmüş ciğerlerimde
Seni sormayacak bana hiç kimse, uzun bacaklı kadınlar bile
Mekânsızlığıma yer bulacağım baharın renklerinde
Bitimsiz heyecanla tutunduğum kitaplar ve
Aydığım bu sürükleniş eskitiyor neyim varsa
Belirsiz döngüsünün içinde beni sallayan deprem
Ne zaman bitecek, ne zaman yıkılacağım belli değil
Takvimlerle aramdaki uzlaşmazlığı anlamıyor kimse
Öldürülen mahpusların bedeni gibi paramparçayım
Uykularımdaki ağırlık her gece biraz daha çöküyor üstüme
Yaz mevsimini mutlu anlarımdan sildikçe cellatlarım
Aşkına abanıyorum, aşkına abanıyorum, aşkına abanıyorum
İkimiz birlikte sevsek aynaları daha iyi olacak her şey !..
C. Hakkı ZARİÇ
Küs dolu akşamların
minnetinde saklı olan nedir
Ki savruldukça yel,
yıllar gözlerime dolar
İKİMİZ BİRLİKTE
Kapıları öfkeyle iten çocukların ellerine bakıyorum
Su içen uzun boyunlu kadınların göğündeki bulutlara
Uçurumları derinleştiren yağmur damlalarına bir de
Yıkıntı veren güleçliğine geç gelen sevinçlerin
Takvimlerle aramdaki uzlaşmazlığı anlamıyor kimse
İkimiz birlikte baksak aynaya daha iyi olacak her şey
Aşkın kıyıcılığı bir sandalla açılacak bitimsiz deniz yolculuğuna
Sesinin ezgileriyle bir şarkının yorgunluğunda dinlenip
Güz’ün renklerinde yer bulacağım mekânsızlığıma
Günler uzayacak, canımı yakmayacak sarışın akşamlar
Yayvan m ağızlı kadınların çürük dudaklarıyla gülüşleri
Solmuş gülleri ışıtmayan deniz fenerinin fanusundaki buğu
Her gün 20 Mg Fluoksetin dinginliğiyle unutuyorum
Aşınmış sözcükler kalıyor aklımda yalnızca
İkimiz birlikte dinlesek aynayı daha iyi olacak her şey
Kilitleriyle boğazıma sarılan zamanın hükmü yok olacak
Soluğumun kokusunu duyumsayacağım sönmüş ciğerlerimde
Seni sormayacak bana hiç kimse, uzun bacaklı kadınlar bile
Mekânsızlığıma yer bulacağım baharın renklerinde
Bitimsiz heyecanla tutunduğum kitaplar ve
Aydığım bu sürükleniş eskitiyor neyim varsa
Belirsiz döngüsünün içinde beni sallayan deprem
Ne zaman bitecek, ne zaman yıkılacağım belli değil
Takvimlerle aramdaki uzlaşmazlığı anlamıyor kimse
Öldürülen mahpusların bedeni gibi paramparçayım
Uykularımdaki ağırlık her gece biraz daha çöküyor üstüme
Yaz mevsimini mutlu anlarımdan sildikçe cellatlarım
Aşkına abanıyorum, aşkına abanıyorum, aşkına abanıyorum
İkimiz birlikte sevsek aynaları daha iyi olacak her şey !..
C. Hakkı ZARİÇ
C. Hakkı ZARİÇ Gözlerinde Rehin Kalsın Gözlerim ŞİİR SÖZLERİ
C. Hakkı ZARİÇ Gözlerinde Rehin Kalsın Gözlerim ŞİİR SÖZLERİ
Sancının toprağında filizlenen
Bir tohum da sayabilirsin bu dizeleri
Sarışın bir son yaz yaprağı da
GÖZLERİNDE REHİN KALSIN GÖZLERİM
Bu haklı isyan sürdükçe
Ölenlere ağlamak usandırmaz insanı
Ama her gün aynı tonda
Gül-eme-mek bıktırır
Kalırsan
Muhasebecinin oğlundan çaldığım uçurtmayı
Uçuramadığım gökyüzünün masum rengini
Anlatırım sana
Gidersen
Şulesi mengeneye alınmış
Çoğul düşler diyarında
Kırık dal aryaları kucaklar seni
Şaşırırsın
Müphem bir karanlık cöker içine
Hiçbir (kapalı) mekanın yüzölçümü
Yeterince geniş değildir
(hayvanlar için bile)
Kalırsan ayakkabısının bağcıklarını
Sokakta bağlayarak eyleme koşan gencin
Hapishanede yazdığı şiirleri okurum sana
Gidersen
Yanağındaki elma şekeri sevinçlerin
Talan edilir haramilerce
Tavan arasındaki ilk patiğini bile
Anımsamaya firsatın olmaz
Yalnızlığın sana abanır
Sen halvet mekanlara abanırsın
C. Hakkı ZARİÇ
Sancının toprağında filizlenen
Bir tohum da sayabilirsin bu dizeleri
Sarışın bir son yaz yaprağı da
GÖZLERİNDE REHİN KALSIN GÖZLERİM
Bu haklı isyan sürdükçe
Ölenlere ağlamak usandırmaz insanı
Ama her gün aynı tonda
Gül-eme-mek bıktırır
Kalırsan
Muhasebecinin oğlundan çaldığım uçurtmayı
Uçuramadığım gökyüzünün masum rengini
Anlatırım sana
Gidersen
Şulesi mengeneye alınmış
Çoğul düşler diyarında
Kırık dal aryaları kucaklar seni
Şaşırırsın
Müphem bir karanlık cöker içine
Hiçbir (kapalı) mekanın yüzölçümü
Yeterince geniş değildir
(hayvanlar için bile)
Kalırsan ayakkabısının bağcıklarını
Sokakta bağlayarak eyleme koşan gencin
Hapishanede yazdığı şiirleri okurum sana
Gidersen
Yanağındaki elma şekeri sevinçlerin
Talan edilir haramilerce
Tavan arasındaki ilk patiğini bile
Anımsamaya firsatın olmaz
Yalnızlığın sana abanır
Sen halvet mekanlara abanırsın
C. Hakkı ZARİÇ
C. Hakkı ZARİÇ Belleğim Ve Sıfır ŞİİR SÖZLERİ
C. Hakkı ZARİÇ Belleğim Ve Sıfır ŞİİR SÖZLERİ
Ellerinin ellerimdeki kokusunu arsenikle kazıyorum
O karnaval kakafonisi, geçici kahkahalar melodramı bitti
Kendi ağında yaşıyor zavallı çaresizliğini aç zaman
BELLEĞİM VE SIFIR
Paslı bir ilkbahar unutmuşum içimdeki sızıda
Uçurumu anımsatıyor çiçek açmış erik ağaçları
Unutmak için yeni çıkmazlar bulmaya çalışıyorum
Çatıdaki yosun, bacalar, kırılmış kiremitler
Sevgilisine ellerimle gönderdiğim kadın, sevgilim
Şeytanla sevişen soysuz yaz
Çocukları saymıyorum şiir okuduğum duyarlıklarını
Sevdiğim ve özlediğim herkes alçakmış biraz
Evcimen, uyumsuz ve mülteciyim doğduğum ülkede
Siyah bir leke gibi yaşıyorum bu kentte
Çıplak ayakla betona basıyorum ey kış
Cinayet planları kuruyorum maskemin altındaki yüzümle
Bıkkın saadetlerin kapatmasıyım, evet
Çiçekleri huzurdan karmaşaya doğru suluyorum
Nereye gitsem kuşkulu yalnızlığımın acımasızlığı
Hayatımla restleştiğimin farkında değil kimse
Bu yüzden bomboş sokaklarda sarhoş ve kalabalık dolaşıyorum
Çocukları saymıyorum kirlenmemiş yalanlarını
Anlamıyorum anlamıyorum anlamıyorum
Neden külliyen mantıkla donanmıştır kimi kadınlar?..
C. Hakkı ZARİÇ
Ellerinin ellerimdeki kokusunu arsenikle kazıyorum
O karnaval kakafonisi, geçici kahkahalar melodramı bitti
Kendi ağında yaşıyor zavallı çaresizliğini aç zaman
BELLEĞİM VE SIFIR
Paslı bir ilkbahar unutmuşum içimdeki sızıda
Uçurumu anımsatıyor çiçek açmış erik ağaçları
Unutmak için yeni çıkmazlar bulmaya çalışıyorum
Çatıdaki yosun, bacalar, kırılmış kiremitler
Sevgilisine ellerimle gönderdiğim kadın, sevgilim
Şeytanla sevişen soysuz yaz
Çocukları saymıyorum şiir okuduğum duyarlıklarını
Sevdiğim ve özlediğim herkes alçakmış biraz
Evcimen, uyumsuz ve mülteciyim doğduğum ülkede
Siyah bir leke gibi yaşıyorum bu kentte
Çıplak ayakla betona basıyorum ey kış
Cinayet planları kuruyorum maskemin altındaki yüzümle
Bıkkın saadetlerin kapatmasıyım, evet
Çiçekleri huzurdan karmaşaya doğru suluyorum
Nereye gitsem kuşkulu yalnızlığımın acımasızlığı
Hayatımla restleştiğimin farkında değil kimse
Bu yüzden bomboş sokaklarda sarhoş ve kalabalık dolaşıyorum
Çocukları saymıyorum kirlenmemiş yalanlarını
Anlamıyorum anlamıyorum anlamıyorum
Neden külliyen mantıkla donanmıştır kimi kadınlar?..
C. Hakkı ZARİÇ
Bülent ÖZCAN Okumak Gerek ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Okumak Gerek ŞİİR SÖZLERİ
Daha çok şey bilmek için,
İleriyi görmek için,
Gerçekleri görmek için
Daha çok okumak gerek.
Daha güçlü devlet için,
Huzur için, servet için,
Daha mutlu millet için
Daha çok okumak gerek.
Tembellikten vazgeçelim,
Okumayı yol seçelim,
Okumak, bilmektir derim,
Daha çok okumak gerek...
Bülent ÖZCAN
Daha çok şey bilmek için,
İleriyi görmek için,
Gerçekleri görmek için
Daha çok okumak gerek.
Daha güçlü devlet için,
Huzur için, servet için,
Daha mutlu millet için
Daha çok okumak gerek.
Tembellikten vazgeçelim,
Okumayı yol seçelim,
Okumak, bilmektir derim,
Daha çok okumak gerek...
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Körebe ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Körebe ŞİİR SÖZLERİ
Gece
Gündüz
Gündüz gece.
Ben körebe...
Çabuk saklan,
Kim yetişse,
O der
Sobe!..
Bülent ÖZCAN
Gece
Gündüz
Gündüz gece.
Ben körebe...
Çabuk saklan,
Kim yetişse,
O der
Sobe!..
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Karınca ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Karınca ŞİİR SÖZLERİ
Bir buğday tanesine
Dört elle sarılıyor.
Uyuşuk tembellere
Bakıp da darılıyor.
İbret alın çocuklar
Çalışkan karıncadan.
Uyuşuk tembellerden
Var mı hiç adam olan?
Bülent ÖZCAN
Bir buğday tanesine
Dört elle sarılıyor.
Uyuşuk tembellere
Bakıp da darılıyor.
İbret alın çocuklar
Çalışkan karıncadan.
Uyuşuk tembellerden
Var mı hiç adam olan?
Bülent ÖZCAN
29 Eylül 2015 Salı
Bülent ÖZCAN Çocuk Nazlı Bir Çiçek ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Çocuk Nazlı Bir Çiçek ŞİİR SÖZLERİ
Kızınca üzülecek,
Kırılıp incinecek,
Sevilince gülecek,
Çocuk nazlı bir çiçek...
Çocuklar ilgi ister,
Dosdoğru bilgi ister,
Çoçuğu sevgi besler,
Çocuk nazlı bir çiçek...
Onlarındır bal-petek,
Onlarındır gelecek,
Zamanla büyüyecek,
Çocuk nazlı bir çiçek...
Bülent ÖZCAN
Kızınca üzülecek,
Kırılıp incinecek,
Sevilince gülecek,
Çocuk nazlı bir çiçek...
Çocuklar ilgi ister,
Dosdoğru bilgi ister,
Çoçuğu sevgi besler,
Çocuk nazlı bir çiçek...
Onlarındır bal-petek,
Onlarındır gelecek,
Zamanla büyüyecek,
Çocuk nazlı bir çiçek...
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Canım Annem ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Canım Annem ŞİİR SÖZLERİ
Yemeyip de yediren,
Giymeyip de giydiren,
Her an bizi düşünen
Canım annem, gül annem.
Kol açıp, kanat geren,
Ömrünü bize veren,
Biz gülünce sevinen
Canım annem, gül annem.
Bülent ÖZCAN
Yemeyip de yediren,
Giymeyip de giydiren,
Her an bizi düşünen
Canım annem, gül annem.
Kol açıp, kanat geren,
Ömrünü bize veren,
Biz gülünce sevinen
Canım annem, gül annem.
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Anka Kuşu ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Anka Kuşu ŞİİR SÖZLERİ
Koparır bir fırtına,
Alır seni sırtına.
Seni hiç incitmeden
Taşır masal yurduna.
Çocukları çok sever,
Onlara hep "gülün" der,
Ve gülünce çocuklar,
O da bizimle güler...
Bülent ÖZCAN
Koparır bir fırtına,
Alır seni sırtına.
Seni hiç incitmeden
Taşır masal yurduna.
Çocukları çok sever,
Onlara hep "gülün" der,
Ve gülünce çocuklar,
O da bizimle güler...
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Yalnızlıktan Üşüyor İçimde Kelimeler ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Yalnızlıktan Üşüyor İçimde Kelimeler ŞİİR SÖZLERİ
Kederden kendime köprüler yapıyorum
Kıldan ince kılıçtan keskince köprüler
Her köprüden bir şiir okuyup geçiyorum
Yalnızlıktan üşüyor içimde kelimeler
Yüzünün denizinden atlaslar biçiyorum
Kendimden çok uzağa gitsem de çok kereler
Şiir ki salt coşkuyla yazılmaz biliyorum
Yalnızlıktan üşüyor içimde kelimeler
Çok ölmüş bir şairim yıldızlardan daha çok
Dalında uğuldayan şu rüzgârdan daha çok
Çok ölmüş yoksul ölmüş ama en erken ölmüş
Yalnızlıktan üşüyor içimde kelimeler
Bülent ÖZCAN
Kederden kendime köprüler yapıyorum
Kıldan ince kılıçtan keskince köprüler
Her köprüden bir şiir okuyup geçiyorum
Yalnızlıktan üşüyor içimde kelimeler
Yüzünün denizinden atlaslar biçiyorum
Kendimden çok uzağa gitsem de çok kereler
Şiir ki salt coşkuyla yazılmaz biliyorum
Yalnızlıktan üşüyor içimde kelimeler
Çok ölmüş bir şairim yıldızlardan daha çok
Dalında uğuldayan şu rüzgârdan daha çok
Çok ölmüş yoksul ölmüş ama en erken ölmüş
Yalnızlıktan üşüyor içimde kelimeler
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Sur Ayinleri ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Sur Ayinleri ŞİİR SÖZLERİ
I.
Sözcüklerden yel değirmenleri yapan şair
yanardağları yüreğinde eriten şair
her sözü imbikten damıtan şair
sahaflarda unutulmuş kitapların hüznü
çivitrengi
kanar
şimdi
II.
S e n gönül dergâhında çile dolduran derviş
s
ı
r
r
ı dökülmüş aynaların sarrafı
d ü ş / ü n
k i
yolunu şaşıran şahmaran
sinsi bir sin gibidir zulasında simyanın
siner sesine suların
d
ö
k ü l
ü
r .
.
h .
a n
r ı
f r
l a
e l
r r
i u
s
III.
Misli menendi görülmemiş
o sevdalı gül/üşü/n
şiirine
d
ö
k
ü
l/e
n
kül/dür şair
dayayıp şakaklarını namlusuna
z
a
m
a
n
ı
n
.
.
.
IV.
G
ü
n
e
ş
e
i
n
a
t kendisi ol/an rüzgâr
en yağız atlarını koynunda t
a
ş
ı
y
a
n rüzgâr
ışır gergefinde o çetrefil sevdanın
V.
Samanyoluna bağdaş kuran turnalar
harlı kanatlarıyla
çobanyıldızlarına yol gösterir
denizkızları susar
VI.
Ey şair
yüreği yeryüzü katarı bilge
ecesiz bir ecelle kuşatılmadan daha
s
ö
z
c
ü
k
l
e
r
i u
y
a
n
d
ı
r
.
.
.
Bülent ÖZCAN
I.
Sözcüklerden yel değirmenleri yapan şair
yanardağları yüreğinde eriten şair
her sözü imbikten damıtan şair
sahaflarda unutulmuş kitapların hüznü
çivitrengi
kanar
şimdi
II.
S e n gönül dergâhında çile dolduran derviş
s
ı
r
r
ı dökülmüş aynaların sarrafı
d ü ş / ü n
k i
yolunu şaşıran şahmaran
sinsi bir sin gibidir zulasında simyanın
siner sesine suların
d
ö
k ü l
ü
r .
.
h .
a n
r ı
f r
l a
e l
r r
i u
s
III.
Misli menendi görülmemiş
o sevdalı gül/üşü/n
şiirine
d
ö
k
ü
l/e
n
kül/dür şair
dayayıp şakaklarını namlusuna
z
a
m
a
n
ı
n
.
.
.
IV.
G
ü
n
e
ş
e
i
n
a
t kendisi ol/an rüzgâr
en yağız atlarını koynunda t
a
ş
ı
y
a
n rüzgâr
ışır gergefinde o çetrefil sevdanın
V.
Samanyoluna bağdaş kuran turnalar
harlı kanatlarıyla
çobanyıldızlarına yol gösterir
denizkızları susar
VI.
Ey şair
yüreği yeryüzü katarı bilge
ecesiz bir ecelle kuşatılmadan daha
s
ö
z
c
ü
k
l
e
r
i u
y
a
n
d
ı
r
.
.
.
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Sen Elmasını Yedin!.. ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Sen Elmasını Yedin!.. ŞİİR SÖZLERİ
Sen elmasını yedin
Göğün kuşları hatırlamıyor seni
Unuttun yüzünü sildin rengini
Sesine ihanet ettin
Sen elmasını yedin
Göğün kuşları hatırlamıyor seni...
Bülent ÖZCAN
Sen elmasını yedin
Göğün kuşları hatırlamıyor seni
Unuttun yüzünü sildin rengini
Sesine ihanet ettin
Sen elmasını yedin
Göğün kuşları hatırlamıyor seni...
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Savaş ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Savaş ŞİİR SÖZLERİ
Savaşın dili olsa konuşur
Yüreği olsa duyar
Gözü olsa görür
Dilsiz yüreksiz kör savaş
Çocuklara nasıl kıyar
Nasıl insanları öldürür
Savaş kara bir bulut
Üzerinde insanlığın
Demoklesin kılıcı gibi durur
Meydan okur insanlığa
Asırlardır sürgün umut
Boynu bükük durur onur
İnsan bir gün savaşı
Yenince insan olur...
Bülent ÖZCAN
Savaşın dili olsa konuşur
Yüreği olsa duyar
Gözü olsa görür
Dilsiz yüreksiz kör savaş
Çocuklara nasıl kıyar
Nasıl insanları öldürür
Savaş kara bir bulut
Üzerinde insanlığın
Demoklesin kılıcı gibi durur
Meydan okur insanlığa
Asırlardır sürgün umut
Boynu bükük durur onur
İnsan bir gün savaşı
Yenince insan olur...
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Kanayan Ömrüm Benim ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Kanayan Ömrüm Benim ŞİİR SÖZLERİ
Anam
Hep aynı güzel kadın
Duygulu içten cana yakın
İkizim
Üşüyen sıcak yanım
Anam
Yüreğimde süren ışkın
Göğü kuşatılmış mavi
Şiirimi yurt edinen kuş sürüsü
Çağlanın çağıldayan yeşili
Sürgün göğümün yağmur bulutu
Çocukluğumun yitik türküsü
Anam
Ateşin ağzı
Acının yalazı
Serçenin kanı
Ruhumu seyre durduğum aynam
Tanrıya komşu bahçem
Çocukların kiraz çaldığı
Anam
Umudun soluk alışı
Suyun kendine akan tarihi
Toprağın alın teri
Rüzgârın uyuduğu vadi
Yarım kalmış şiirlerin adresi
Kelebeğin çiçekten elleri
Anam
Kendini doğuran kadın
Yunus'un bilge yüreği
Kanayan ömrüm benim
Bülent ÖZCAN
Anam
Hep aynı güzel kadın
Duygulu içten cana yakın
İkizim
Üşüyen sıcak yanım
Anam
Yüreğimde süren ışkın
Göğü kuşatılmış mavi
Şiirimi yurt edinen kuş sürüsü
Çağlanın çağıldayan yeşili
Sürgün göğümün yağmur bulutu
Çocukluğumun yitik türküsü
Anam
Ateşin ağzı
Acının yalazı
Serçenin kanı
Ruhumu seyre durduğum aynam
Tanrıya komşu bahçem
Çocukların kiraz çaldığı
Anam
Umudun soluk alışı
Suyun kendine akan tarihi
Toprağın alın teri
Rüzgârın uyuduğu vadi
Yarım kalmış şiirlerin adresi
Kelebeğin çiçekten elleri
Anam
Kendini doğuran kadın
Yunus'un bilge yüreği
Kanayan ömrüm benim
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN İz-düş-im ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN İz-düş-im ŞİİR SÖZLERİ
Ey zaman
kırık aynam
bu kez
yanıltma beni
Nakıp Ali'nin* sinemasında
hüznü gıdıklayan
makinist olayım
Şairin Notu: *Nakıp Ali, Güneydoğu'daki ilk sinemayı Gaziantep'te açan
1940'lı, 50'li yılların Gaziantep'inin bir simgesi...
Bülent ÖZCAN
Ey zaman
kırık aynam
bu kez
yanıltma beni
Nakıp Ali'nin* sinemasında
hüznü gıdıklayan
makinist olayım
Şairin Notu: *Nakıp Ali, Güneydoğu'daki ilk sinemayı Gaziantep'te açan
1940'lı, 50'li yılların Gaziantep'inin bir simgesi...
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Gelincik Tozları ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Gelincik Tozları ŞİİR SÖZLERİ
Okumadan atladığın sayfalar,
Hayatının kırık notlarıdır...
Anılar, şimdi o yorgun sular;
Bu şiirin kanayan rüzgârıdır...
Her ırmak kendi göğüne yaslanır,
Her kuş kendi göğünü gök sanır...
Sahiplenerek yürüdüğün o ömür var ya;
Havada uçuşan gelincik tozlarıdır...
Bülent ÖZCAN
Okumadan atladığın sayfalar,
Hayatının kırık notlarıdır...
Anılar, şimdi o yorgun sular;
Bu şiirin kanayan rüzgârıdır...
Her ırmak kendi göğüne yaslanır,
Her kuş kendi göğünü gök sanır...
Sahiplenerek yürüdüğün o ömür var ya;
Havada uçuşan gelincik tozlarıdır...
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Filler Kitap Okumaz Şiir Yazar ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Filler Kitap Okumaz Şiir Yazar ŞİİR SÖZLERİ
Harflerin gövdesinden kan mı sızar
Ürkütülmüş sözcükler nereye kaçar
Nasıl taşır zaman bunca yalanı
Şiir mi bu yazılan; neden, fakat;
Filler kitap okumaz şiir yazar! ..
Bülent ÖZCAN
Harflerin gövdesinden kan mı sızar
Ürkütülmüş sözcükler nereye kaçar
Nasıl taşır zaman bunca yalanı
Şiir mi bu yazılan; neden, fakat;
Filler kitap okumaz şiir yazar! ..
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Ezgisi Mavi ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Ezgisi Mavi ŞİİR SÖZLERİ
Usul usul açıyorsun içimde
düş ırmağı bir göğü güzelliyorsun
bir ezgi düşürüyorsun mavi
kanatlanıp güzü elliyorsun
Usul usul açıyorsun içimde
uzun bir zamanı demliyorsun
yokluktan geliyorsun hünerli
bir ömrü yeniden deniyorsun
Usul usul açıyorsun içimde
sözcük sözcük çoğalıyorsun
bir imge oluyorsun bu şiirde
dokunduğum an kanıyorsun
Bülent ÖZCAN
Usul usul açıyorsun içimde
düş ırmağı bir göğü güzelliyorsun
bir ezgi düşürüyorsun mavi
kanatlanıp güzü elliyorsun
Usul usul açıyorsun içimde
uzun bir zamanı demliyorsun
yokluktan geliyorsun hünerli
bir ömrü yeniden deniyorsun
Usul usul açıyorsun içimde
sözcük sözcük çoğalıyorsun
bir imge oluyorsun bu şiirde
dokunduğum an kanıyorsun
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN En Güzeli Şiirlerin ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN En Güzeli Şiirlerin ŞİİR SÖZLERİ
Sözcükler değil ama
O'nu bana bir ana
doğurdu
En güzeli şiirlerin
Canım kızım Şiirsu!
Işığı düşüncemin
H
o .
ş .
g .
e n
l i
d
Bülent ÖZCAN
Sözcükler değil ama
O'nu bana bir ana
doğurdu
En güzeli şiirlerin
Canım kızım Şiirsu!
Işığı düşüncemin
H
o .
ş .
g .
e n
l i
d
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN En Güzel Ben Ölürüm!.. ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN En Güzel Ben Ölürüm!.. ŞİİR SÖZLERİ
Böyle umut doluyken tepeden tırnağa
Böyle seviyorken seni amansız
Böyle değerliyken
Böyle yüceyken sevda
En güzel ben ölürüm
K e s i n!..
Bülent ÖZCAN
Böyle umut doluyken tepeden tırnağa
Böyle seviyorken seni amansız
Böyle değerliyken
Böyle yüceyken sevda
En güzel ben ölürüm
K e s i n!..
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Düş Örten ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Düş Örten ŞİİR SÖZLERİ
Salınır şiirim uykuda
Yanar diri imgelerim
Yüreğim mürekkep lekesi
Damıtır acıyı güzellerim
Hüznümü kanatır bir dize
Süzülüp içinden dizelerin
Gezerim bir bir sözcükleri
Yüzümü Nil'e dökerim
Benim uslu çocuk yanım
Söyle nerde yitik gemin
Kıyı belledin göğü hep
Denizini görmediğin...
Bülent ÖZCAN
Salınır şiirim uykuda
Yanar diri imgelerim
Yüreğim mürekkep lekesi
Damıtır acıyı güzellerim
Hüznümü kanatır bir dize
Süzülüp içinden dizelerin
Gezerim bir bir sözcükleri
Yüzümü Nil'e dökerim
Benim uslu çocuk yanım
Söyle nerde yitik gemin
Kıyı belledin göğü hep
Denizini görmediğin...
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Devran Ters Yöne Dönüyor ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Devran Ters Yöne Dönüyor ŞİİR SÖZLERİ
Dönüyor devran dönüyor,
Devran ters yöne dönüyor...
İşkence, açlık, kıyım var;
Devran ters yöne dönüyor...
Zindan içinde zindanlar,
Kurşuna dizilir canlar,
Ölür nice genç insanlar,
Devran ters yöne dönüyor...
Hiroşima, Halepçeler
Zincirler ve kelepçeler,
Ana babasız bebeler,
Devran ters yöne dönüyor...
Tarih kör topal ve sağır,
Duymaz seni bağır bağır;
Gözyaşı, zulüm ve kahır,
Devran ters yöne dönüyor... .
Bülent ÖZCAN
Dönüyor devran dönüyor,
Devran ters yöne dönüyor...
İşkence, açlık, kıyım var;
Devran ters yöne dönüyor...
Zindan içinde zindanlar,
Kurşuna dizilir canlar,
Ölür nice genç insanlar,
Devran ters yöne dönüyor...
Hiroşima, Halepçeler
Zincirler ve kelepçeler,
Ana babasız bebeler,
Devran ters yöne dönüyor...
Tarih kör topal ve sağır,
Duymaz seni bağır bağır;
Gözyaşı, zulüm ve kahır,
Devran ters yöne dönüyor... .
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Çocukluk Mevsimi ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Çocukluk Mevsimi ŞİİR SÖZLERİ
Çocukluk mevsimi ne çabuk geçti,
Hayaller güzeldi, düşler güzeldi...
Annelerin yüzü daha güleçti,
Baharlar güzeldi, kışlar güzeldi...
Bulutlar üstüne ne düşler kurdum,
Sapanla devleri gözünden vurdum,
Gece Kaf Dağı'na çıkıp oturdum,
Zümrüt Anka denen kuşlar güzeldi...
Bir çağı yürürdüm iki adımla,
Kişnerdi dal atım bağladığımda,
Kaybolan bilyeme ağladığımda,
Gözümden süzülen yaşlar güzeldi...
Bülent ÖZCAN
Çocukluk mevsimi ne çabuk geçti,
Hayaller güzeldi, düşler güzeldi...
Annelerin yüzü daha güleçti,
Baharlar güzeldi, kışlar güzeldi...
Bulutlar üstüne ne düşler kurdum,
Sapanla devleri gözünden vurdum,
Gece Kaf Dağı'na çıkıp oturdum,
Zümrüt Anka denen kuşlar güzeldi...
Bir çağı yürürdüm iki adımla,
Kişnerdi dal atım bağladığımda,
Kaybolan bilyeme ağladığımda,
Gözümden süzülen yaşlar güzeldi...
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Ben O Zamanlar Genç Bir Şairdim ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Ben O Zamanlar Genç Bir Şairdim ŞİİR SÖZLERİ
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Bir kıza sevdalanmıştım
Gökyüzü kadar güzel
Gökyüzü kadar serin
Denizler kadar derin bir kıza
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
O'na mektuplar yazardım
O okumazdı mektuplarımı
Ben okurdum kendime
O'nu arardı gözlerim
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
O'nu severdim eksilen yanlarımla
O sevmezdi beni inadına
Çığlıklar atıp gülerdim buna
Kimsecikler duymazdı çığlıklarımı
Yosun kokulu bir çift gözden başka
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Bir gün O'nu beni öldürürken görmüştüm
Ölmüştüm o vakit, çoğalarak ölmüştüm
Vakit akşam üzeriydi
Hiç kimse görmemişti öldüğümü
Bir ben görmüştüm
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Dinsiz kitapsız bir şair
Tanrı dedikleri bende seviydi
Bir ona inanırdım
Bir de O'nun eşsiz güzelliğine
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Gökyüzü dolardı gözlerime
Uykularımı bölerdi bir bulut
Hiç uyumazdım, uyuyamazdım
Uyusam bir, hiç uyanmazdım
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Sokak lambalarının altında geceleyen
Yapraklar bulurdum ellerimde buruş buruş
Yüreğim sevinin hüzünden eviydi
Bulsam bir yolunu bu kentten gidecektim
Gidecektim ihtimal intihar edecektim
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Uzun şiirler yazardım aşka dair
Bir yaşamak tuttururdum ölümsüz
O ömrümce beklediğim dizeydi
Aklıma gelirdi gözleri ansızın
Tutar kendimi vururdum
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Bir kıza sevdalanmıştım adını unuttum
Saçları dudakları nasıldı bilmem
Bir beyaz yelkene benzer miydi elleri
Aklımı alan gözleriydi...
Bülent ÖZCAN
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Bir kıza sevdalanmıştım
Gökyüzü kadar güzel
Gökyüzü kadar serin
Denizler kadar derin bir kıza
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
O'na mektuplar yazardım
O okumazdı mektuplarımı
Ben okurdum kendime
O'nu arardı gözlerim
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
O'nu severdim eksilen yanlarımla
O sevmezdi beni inadına
Çığlıklar atıp gülerdim buna
Kimsecikler duymazdı çığlıklarımı
Yosun kokulu bir çift gözden başka
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Bir gün O'nu beni öldürürken görmüştüm
Ölmüştüm o vakit, çoğalarak ölmüştüm
Vakit akşam üzeriydi
Hiç kimse görmemişti öldüğümü
Bir ben görmüştüm
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Dinsiz kitapsız bir şair
Tanrı dedikleri bende seviydi
Bir ona inanırdım
Bir de O'nun eşsiz güzelliğine
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Gökyüzü dolardı gözlerime
Uykularımı bölerdi bir bulut
Hiç uyumazdım, uyuyamazdım
Uyusam bir, hiç uyanmazdım
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Sokak lambalarının altında geceleyen
Yapraklar bulurdum ellerimde buruş buruş
Yüreğim sevinin hüzünden eviydi
Bulsam bir yolunu bu kentten gidecektim
Gidecektim ihtimal intihar edecektim
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Uzun şiirler yazardım aşka dair
Bir yaşamak tuttururdum ölümsüz
O ömrümce beklediğim dizeydi
Aklıma gelirdi gözleri ansızın
Tutar kendimi vururdum
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Bir kıza sevdalanmıştım adını unuttum
Saçları dudakları nasıldı bilmem
Bir beyaz yelkene benzer miydi elleri
Aklımı alan gözleriydi...
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Bağışla Beni Şiir ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Bağışla Beni Şiir ŞİİR SÖZLERİ
Bağışla beni şiir,
Bu yıl da yeni yılın umut veren ilk şiirini yazamadım...
Bu ayazda, sokakta evsiz barksız insanları düşündüm...
Daha dün güneşe aldanıp da sürgün veren filizi;
Kursağı boş sığınağına varamayan kuşu,
Bir şiirde okyanusu üç yılda geçen serçeyi düşündüm...
Dünyanın dört bir yanında ölüm gibi büyüyen açlığı;
Bitmek bilmeyen savaşları,
Acılı anaların daha da artacağını,
Ölüm oruçlarını, acıyı, zulmü ve kan emicileri;
İşbirlikçileri, itirafçıları,
Yağlı urganlarıyla iftiracıları düşündüm...
Yeni Hiroşimalara gebe dünyayı;
İşkenceyi, kayıpları, katliamları,
Zevki sefa içinde tepinen
Kapitalizmin insan kanlarıyla besili hayvanlarını düşündüm...
Üzüldüm, ağladım, tiksindim...
Ve sıktım yumruğumu dağ gibi bir öfkeyle
Kavgayı güzel eyleyen emeğin önünde saygıyla eğildim...
Bağışla beni şiir,
Bu yıl da yeni yılın umut veren ilk şiirini yazamadım...
Bülent ÖZCAN
Bağışla beni şiir,
Bu yıl da yeni yılın umut veren ilk şiirini yazamadım...
Bu ayazda, sokakta evsiz barksız insanları düşündüm...
Daha dün güneşe aldanıp da sürgün veren filizi;
Kursağı boş sığınağına varamayan kuşu,
Bir şiirde okyanusu üç yılda geçen serçeyi düşündüm...
Dünyanın dört bir yanında ölüm gibi büyüyen açlığı;
Bitmek bilmeyen savaşları,
Acılı anaların daha da artacağını,
Ölüm oruçlarını, acıyı, zulmü ve kan emicileri;
İşbirlikçileri, itirafçıları,
Yağlı urganlarıyla iftiracıları düşündüm...
Yeni Hiroşimalara gebe dünyayı;
İşkenceyi, kayıpları, katliamları,
Zevki sefa içinde tepinen
Kapitalizmin insan kanlarıyla besili hayvanlarını düşündüm...
Üzüldüm, ağladım, tiksindim...
Ve sıktım yumruğumu dağ gibi bir öfkeyle
Kavgayı güzel eyleyen emeğin önünde saygıyla eğildim...
Bağışla beni şiir,
Bu yıl da yeni yılın umut veren ilk şiirini yazamadım...
Bülent ÖZCAN
27 Eylül 2015 Pazar
Bülent ÖZCAN Aşk İnsana Kanatlar Verir ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Aşk İnsana Kanatlar Verir ŞİİR SÖZLERİ
Aşk insana kanatlar verir
Yürek gideceği yeri bilir
Mutluluk keşfedilmeyi bekleyen bir ülkedir
Umutsuzluk o ülkede yitik bir şehir
Aşk insana kanatlar verir
Güçlü, dingin, coşkun kanatlar
Ölümsüzlük şehrinden hayat seslenir:
Ölüm geçilirse bir aşkla geçilir.
Bülent ÖZCAN
Aşk insana kanatlar verir
Yürek gideceği yeri bilir
Mutluluk keşfedilmeyi bekleyen bir ülkedir
Umutsuzluk o ülkede yitik bir şehir
Aşk insana kanatlar verir
Güçlü, dingin, coşkun kanatlar
Ölümsüzlük şehrinden hayat seslenir:
Ölüm geçilirse bir aşkla geçilir.
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Ağıtı Yaralı Kuşlar Konar Alnıma ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Ağıtı Yaralı Kuşlar Konar Alnıma ŞİİR SÖZLERİ
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Beni bir sağucu mu sanırlar
Tünedikleri ömrün kâhinidir onlar
Dökerler kanatlarını rehin bir nehrin avlusuna
Gelir bana konuk olurlar
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Sesini sebil etmiş çeşmeler durulanır
Güvercin uykulardan bir menekşe uyanır
Zamanın aynasında salınır salkım söğüt
Göğün kırlangıcını şu ağaç tanrı sanır
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Baharı firar etmiş bahçelerin imlası dökülür
Bir serçenin düşünü hayra yorar bir bilge
Dalında yaprak çürür
Evren küçülür
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Tanrının üvey çocuğu mudur onlar
Bu yüzden mi şairlere dokunurlar
Göğün yorgun yüzünde düşsüz uyurlar
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Hüznüme usul usul yağar kar...
Bülent ÖZCAN
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Beni bir sağucu mu sanırlar
Tünedikleri ömrün kâhinidir onlar
Dökerler kanatlarını rehin bir nehrin avlusuna
Gelir bana konuk olurlar
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Sesini sebil etmiş çeşmeler durulanır
Güvercin uykulardan bir menekşe uyanır
Zamanın aynasında salınır salkım söğüt
Göğün kırlangıcını şu ağaç tanrı sanır
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Baharı firar etmiş bahçelerin imlası dökülür
Bir serçenin düşünü hayra yorar bir bilge
Dalında yaprak çürür
Evren küçülür
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Tanrının üvey çocuğu mudur onlar
Bu yüzden mi şairlere dokunurlar
Göğün yorgun yüzünde düşsüz uyurlar
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Hüznüme usul usul yağar kar...
Bülent ÖZCAN
Bülent ÖZCAN Adı: Gül ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ÖZCAN Adı: Gül ŞİİR SÖZLERİ
Gülü vurmuşlar Gül Sokağı'nda,
Uzanmış üç adım yatıyordu gül...
Bir adam usulca bir uçuruma,
"Sevi için" deyip atıyordu gül...
Ve bir kız kanatıp hüznü boyuna,
Hepten sevgisizlere satıyordu gül...
Gülü vurmuşlar Gül Sokağı'nda,
Uzanmış üç adım yatıyordu gül...
Bülent ÖZCAN
Gülü vurmuşlar Gül Sokağı'nda,
Uzanmış üç adım yatıyordu gül...
Bir adam usulca bir uçuruma,
"Sevi için" deyip atıyordu gül...
Ve bir kız kanatıp hüznü boyuna,
Hepten sevgisizlere satıyordu gül...
Gülü vurmuşlar Gül Sokağı'nda,
Uzanmış üç adım yatıyordu gül...
Bülent ÖZCAN
Carl SANDBURG Kimim Ben? ŞİİR SÖZLERİ
Carl SANDBURG Kimim Ben? ŞİİR SÖZLERİ
Başım yıldızlarla çarpışır
Ayaklarım dağların doruklarındadır
Evrensel yaşamın kıyılarında,
Derin vadilerinde gezinir parmak uçlarım
Derinlere, yaşamın asli özüne iskandil eder ellerim
Mukadderatın çakıl taşlarıyla oynarım.
Binlerce kez cehennemlere gidip döndüm
Cennetin her köşesini tanırım,
Tanrıyla düşüp kalktığımdan.
Kanla su gibi oynar, dehşete şapka çıkarttırırım.
Aşinayım çoktan güzelliği yakalamanın tutkusuna
Dahası "uzak dur" diye yasaklanan her şeyin tümüne
İnsanoğlunun müthiş isyanına.
Benim adım gerçek’tir;
Ben evrenin ele geçirilmez tek esiriyim.
Carl SANDBURG
Çeviri : Bülent KUMRAL
Şiirin Aslı : Who Am I
Başım yıldızlarla çarpışır
Ayaklarım dağların doruklarındadır
Evrensel yaşamın kıyılarında,
Derin vadilerinde gezinir parmak uçlarım
Derinlere, yaşamın asli özüne iskandil eder ellerim
Mukadderatın çakıl taşlarıyla oynarım.
Binlerce kez cehennemlere gidip döndüm
Cennetin her köşesini tanırım,
Tanrıyla düşüp kalktığımdan.
Kanla su gibi oynar, dehşete şapka çıkarttırırım.
Aşinayım çoktan güzelliği yakalamanın tutkusuna
Dahası "uzak dur" diye yasaklanan her şeyin tümüne
İnsanoğlunun müthiş isyanına.
Benim adım gerçek’tir;
Ben evrenin ele geçirilmez tek esiriyim.
Carl SANDBURG
Çeviri : Bülent KUMRAL
Şiirin Aslı : Who Am I
Bülent KUMRAL Tüketeceksin ŞİİR SÖZLERİ
Bülent KUMRAL Tüketeceksin ŞİİR SÖZLERİ
Bir sevgiyi anlamak
Bir ömrü tüketir
Tüketeceksin
Bülent KUMRAL
Bir sevgiyi anlamak
Bir ömrü tüketir
Tüketeceksin
Bülent KUMRAL
Bülent KUMRAL İkilem ŞİİR SÖZLERİ
Bülent KUMRAL İkilem ŞİİR SÖZLERİ
kararsız bir yaz ikindisi sanıyordum seni
apansız bastıran ani yağmurların getirdiği
toprak kokulu
bir yanı uzak tatil akşamları
bir yanı pazartesi telaşları
çıplak tenin
dayanılmaz bir fesleğen çiçeği
değmeye gör
bir yanın ısırgan otu
bir yanın esrik tanrılar içeceği
ya ellerin
işlenmemiş bir cinayetin
kim bilir kaçıncı faili meçhulleri
çıkılmamış bir okyanus serüveni
sanıyordum düşlerini
farkına varıp anlamadığım
bir yanın boğulma korkusu
bir yanın dünden belli
yaşama yazı tura atar gibi
liman başkanının bir türlü gelmek bilmeyen
selamet dilekleri
ya o gelmelerin
bir yanım şenlik, bir yanım gavur ateşi
tarifeli iki sefer arasında rast gelmişliğin
ince hesap işi
kırılma yerlerin
iç çekip
dudak bükmelerin
horlanıp gitmelerin
bilinçsiz terör eylemleri
yanılmışım demek istemem
daha kaç eylül geçmelidir üstüne
gelmeye gör
çocukluğumu geri çağırırım
ortaya çıkarır
kaç bayram arifesidir
yastığımın altına gizlediğim
siyah giysileri
beyaz gömlekle iyi duruyor
kanayan bir yürek ve kan
üstüne çekerim
bir gören olursa
kızılcık şerbetidir derim.
Bülent KUMRAL
kararsız bir yaz ikindisi sanıyordum seni
apansız bastıran ani yağmurların getirdiği
toprak kokulu
bir yanı uzak tatil akşamları
bir yanı pazartesi telaşları
çıplak tenin
dayanılmaz bir fesleğen çiçeği
değmeye gör
bir yanın ısırgan otu
bir yanın esrik tanrılar içeceği
ya ellerin
işlenmemiş bir cinayetin
kim bilir kaçıncı faili meçhulleri
çıkılmamış bir okyanus serüveni
sanıyordum düşlerini
farkına varıp anlamadığım
bir yanın boğulma korkusu
bir yanın dünden belli
yaşama yazı tura atar gibi
liman başkanının bir türlü gelmek bilmeyen
selamet dilekleri
ya o gelmelerin
bir yanım şenlik, bir yanım gavur ateşi
tarifeli iki sefer arasında rast gelmişliğin
ince hesap işi
kırılma yerlerin
iç çekip
dudak bükmelerin
horlanıp gitmelerin
bilinçsiz terör eylemleri
yanılmışım demek istemem
daha kaç eylül geçmelidir üstüne
gelmeye gör
çocukluğumu geri çağırırım
ortaya çıkarır
kaç bayram arifesidir
yastığımın altına gizlediğim
siyah giysileri
beyaz gömlekle iyi duruyor
kanayan bir yürek ve kan
üstüne çekerim
bir gören olursa
kızılcık şerbetidir derim.
Bülent KUMRAL
Bülent KUMRAL Güzelleme ŞİİR SÖZLERİ
Bülent KUMRAL Güzelleme ŞİİR SÖZLERİ
Bir tavşan kadar ürkekti yüreğin
Kabaran deniz dalgaları gibi coşkulu...
Birden şavklandı yarı karanlık oda
Nemli teninde canlandı
Parmak uçlarımın ölü dokusu.
Dudaklarından içtim kevser şarabını
Sen, seni keşfetmenin hazzını tattırdın
Bana, ben olduğumu sen yaşattın.
Sen imzaladın
Kimliksiz otel odalarının
Doğum kağıtlarını.
Bastığın yerde otlar yeşerir,
Topuk çukurlarında
Kuru ağaç dalları göverir.
Sen güldüğünde,
Güller güler, bülbüller susar
Erguvanlar seni kıskanır
Şenlenir bahar dalları.
Karanfil kokulu terini içerdim
Ceylan derisi yumuşak teninde
Kasıklarında duyardım
Kalp atışlarını.
Sen ısıttın nemli çarşaflarını
Soğuk yatakların.
Sen imzalardın
Kimliksiz otel odalarının
Doğum kağıtlarını
Bülent KUMRAL
Bir tavşan kadar ürkekti yüreğin
Kabaran deniz dalgaları gibi coşkulu...
Birden şavklandı yarı karanlık oda
Nemli teninde canlandı
Parmak uçlarımın ölü dokusu.
Dudaklarından içtim kevser şarabını
Sen, seni keşfetmenin hazzını tattırdın
Bana, ben olduğumu sen yaşattın.
Sen imzaladın
Kimliksiz otel odalarının
Doğum kağıtlarını.
Bastığın yerde otlar yeşerir,
Topuk çukurlarında
Kuru ağaç dalları göverir.
Sen güldüğünde,
Güller güler, bülbüller susar
Erguvanlar seni kıskanır
Şenlenir bahar dalları.
Karanfil kokulu terini içerdim
Ceylan derisi yumuşak teninde
Kasıklarında duyardım
Kalp atışlarını.
Sen ısıttın nemli çarşaflarını
Soğuk yatakların.
Sen imzalardın
Kimliksiz otel odalarının
Doğum kağıtlarını
Bülent KUMRAL
Ezra POUND Gözler ŞİİR SÖZLERİ
Ezra POUND Gözler ŞİİR SÖZLERİ
Efendimiz dinlen artık, yorgunuz yorgun,
Duyalım biraz da rüzgârların parmaklarını
Üstümüzü örten şu durgun
Yaş kurşun gibi ağır kapaklarda.
Dinlen artık kardeş, gün ağarıyor bak dışarda!
Soldukça soluyor sarı ışık
Eridikçe eriyor mum.
Salıver bizi, dışarda en tatlı renkler,
Yosunun yeşili, çiçek renkleri,
Ağacın altı serinlik.
Salıver bizi, tükeniyoruz yoksa
Akıp duran tekdüzeliğinde
Kuru kuru baskıların
Ak kâğıt üzerinde.
Salıver bizi, biri var ki
Bir gülüşünün verdiğini vermez sana
Yıllanmış bilgisini tüm okuduklarının
Ona bakalım ona.
Çeviri: Bülent ECEVİT
Efendimiz dinlen artık, yorgunuz yorgun,
Duyalım biraz da rüzgârların parmaklarını
Üstümüzü örten şu durgun
Yaş kurşun gibi ağır kapaklarda.
Dinlen artık kardeş, gün ağarıyor bak dışarda!
Soldukça soluyor sarı ışık
Eridikçe eriyor mum.
Salıver bizi, dışarda en tatlı renkler,
Yosunun yeşili, çiçek renkleri,
Ağacın altı serinlik.
Salıver bizi, tükeniyoruz yoksa
Akıp duran tekdüzeliğinde
Kuru kuru baskıların
Ak kâğıt üzerinde.
Salıver bizi, biri var ki
Bir gülüşünün verdiğini vermez sana
Yıllanmış bilgisini tüm okuduklarının
Ona bakalım ona.
Çeviri: Bülent ECEVİT
Ezra POUND Bir Kız ŞİİR SÖZLERİ
Ezra POUND Bir Kız ŞİİR SÖZLERİ
Ağaç ellerime girdi,
Özü kollarıma sızdı,
Büyüdü ağaç göğsümden aşağı
Uzandı kollar gibi dalları benden.
Ağaçlarsın
Yosunsun sen,
Menekşelersin üstünde yel esen,
Bir çocuksun şu kadar,
Ama saçma gelir âleme bunlar.
Çeviri: Bülent ECEVİT
Ağaç ellerime girdi,
Özü kollarıma sızdı,
Büyüdü ağaç göğsümden aşağı
Uzandı kollar gibi dalları benden.
Ağaçlarsın
Yosunsun sen,
Menekşelersin üstünde yel esen,
Bir çocuksun şu kadar,
Ama saçma gelir âleme bunlar.
Çeviri: Bülent ECEVİT
Rudyard KIPLING Adam Olmak ŞİİR SÖZLERİ
Rudyard KIPLING Adam Olmak ŞİİR SÖZLERİ
çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer
bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana
düşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir
ikisine de vermeyebilirsen değer
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz
koyulabilirsen işe yeniden
döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı-turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu
yüreğine sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da
herkesin bırakıp gittiği noktada
sen dayanabilirsen tek
herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
dost da düşman da incitemezse seni
ne küçümser ne de büyültürsen çevreni
her saatin her dakkasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyiyle dünya önüne serilir
üstelik oğlum adam oldun demektir
Çeviri: Bülent ECEVİT
çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer
bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana
düşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir
ikisine de vermeyebilirsen değer
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz
koyulabilirsen işe yeniden
döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı-turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu
yüreğine sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da
herkesin bırakıp gittiği noktada
sen dayanabilirsen tek
herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
dost da düşman da incitemezse seni
ne küçümser ne de büyültürsen çevreni
her saatin her dakkasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyiyle dünya önüne serilir
üstelik oğlum adam oldun demektir
Çeviri: Bülent ECEVİT
Bülent ECEVİT Yarın ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ECEVİT Yarın ŞİİR SÖZLERİ
birşeyler olacak yarın
duruşundan belli
kırdaki atların
bulutların koşuşundan belli
kazışından köstebeklerin toprağı
karıncaların telâşından belli
birşeyler olacak yarın
belki bir tomurcuk
belki bir ağacın düşen yaprağı
belki de bir çocuk
pek o kadar göremesek de uzağı
kuşların uçuşundan belli
birşeyler olacak yarın
öbürgünden önemsiz
yarından önemli
Bülent ECEVİT
birşeyler olacak yarın
duruşundan belli
kırdaki atların
bulutların koşuşundan belli
kazışından köstebeklerin toprağı
karıncaların telâşından belli
birşeyler olacak yarın
belki bir tomurcuk
belki bir ağacın düşen yaprağı
belki de bir çocuk
pek o kadar göremesek de uzağı
kuşların uçuşundan belli
birşeyler olacak yarın
öbürgünden önemsiz
yarından önemli
Bülent ECEVİT
25 Eylül 2015 Cuma
Pablo Neruda Your Laughter Şiir Sözleri
Pablo Neruda Your Laughter Şiir Sözleri
Take bread away from me, if you wish,
take air away, but
do not take from me your laughter.
Do not take away the rose,
the lance flower that you pluck,
the water that suddenly
bursts forth in joy,
the sudden wave
of silver born in you.
My struggle is harsh and I come back
with eyes tired
at times from having seen
the unchanging earth,
but when your laughter enters
it rises to the sky seeking me
and it opens for me all
the doors of life.
My love, in the darkest
hour your laughter
opens, and if suddenly
you see my blood staining
the stones of the street,
laugh, because your laughter
will be for my hands
like a fresh sword.
Next to the sea in the autumn,
your laughter must raise
its foamy cascade,
and in the spring, love,
I want your laughter like
the flower I was waiting for,
the blue flower, the rose
of my echoing country.
Laugh at the night,
at the day, at the moon,
laugh at the twisted
streets of the island,
laugh at this clumsy
boy who loves you,
but when I open
my eyes and close them,
when my steps go,
when my steps return,
deny me bread, air,
light, spring,
but never your laughter
for I would die.
Pablo Neruda
Take bread away from me, if you wish,
take air away, but
do not take from me your laughter.
Do not take away the rose,
the lance flower that you pluck,
the water that suddenly
bursts forth in joy,
the sudden wave
of silver born in you.
My struggle is harsh and I come back
with eyes tired
at times from having seen
the unchanging earth,
but when your laughter enters
it rises to the sky seeking me
and it opens for me all
the doors of life.
My love, in the darkest
hour your laughter
opens, and if suddenly
you see my blood staining
the stones of the street,
laugh, because your laughter
will be for my hands
like a fresh sword.
Next to the sea in the autumn,
your laughter must raise
its foamy cascade,
and in the spring, love,
I want your laughter like
the flower I was waiting for,
the blue flower, the rose
of my echoing country.
Laugh at the night,
at the day, at the moon,
laugh at the twisted
streets of the island,
laugh at this clumsy
boy who loves you,
but when I open
my eyes and close them,
when my steps go,
when my steps return,
deny me bread, air,
light, spring,
but never your laughter
for I would die.
Pablo Neruda
Pablo Neruda Don'T Go Far Off Şiir Sözleri
Pablo Neruda Don'T Go Far Off Şiir Sözleri
Don't go far off, not even for a day, because --
because -- I don't know how to say it: a day is long
and I will be waiting for you, as in an empty station
when the trains are parked off somewhere else, asleep.
Don't leave me, even for an hour, because
then the little drops of anguish will all run together,
the smoke that roams looking for a home will drift
into me, choking my lost heart.
Oh, may your silhouette never dissolve on the beach;
may your eyelids never flutter into the empty distance.
Don't leave me for a second, my dearest,
because in that moment you'll have gone so far
I'll wander mazily over all the earth, asking,
Will you come back? Will you leave me here, dying?
Pablo Neruda
Don't go far off, not even for a day, because --
because -- I don't know how to say it: a day is long
and I will be waiting for you, as in an empty station
when the trains are parked off somewhere else, asleep.
Don't leave me, even for an hour, because
then the little drops of anguish will all run together,
the smoke that roams looking for a home will drift
into me, choking my lost heart.
Oh, may your silhouette never dissolve on the beach;
may your eyelids never flutter into the empty distance.
Don't leave me for a second, my dearest,
because in that moment you'll have gone so far
I'll wander mazily over all the earth, asking,
Will you come back? Will you leave me here, dying?
Pablo Neruda
Pablo Neruda I Do Not Love You Except Because I Love You Şiir Sözleri
Pablo Neruda I Do Not Love You Except Because I Love You Şiir Sözleri
I do not love you except because I love you;
I go from loving to not loving you,
From waiting to not waiting for you
My heart moves from cold to fire.
I love you only because it's you the one I love;
I hate you deeply, and hating you
Bend to you, and the measure of my changing love for you
Is that I do not see you but love you blindly.
Maybe January light will consume
My heart with its cruel
Ray, stealing my key to true calm.
In this part of the story I am the one who
Dies, the only one, and I will die of love because I love you,
Because I love you, Love, in fire and blood.
Pablo Neruda
I do not love you except because I love you;
I go from loving to not loving you,
From waiting to not waiting for you
My heart moves from cold to fire.
I love you only because it's you the one I love;
I hate you deeply, and hating you
Bend to you, and the measure of my changing love for you
Is that I do not see you but love you blindly.
Maybe January light will consume
My heart with its cruel
Ray, stealing my key to true calm.
In this part of the story I am the one who
Dies, the only one, and I will die of love because I love you,
Because I love you, Love, in fire and blood.
Pablo Neruda
Pablo Neruda If You Forget Me Şiir Sözleri
Pablo Neruda If You Forget Me Şiir Sözleri
I want you to know
one thing.
You know how this is:
if I look
at the crystal moon, at the red branch
of the slow autumn at my window,
if I touch
near the fire
the impalpable ash
or the wrinkled body of the log,
everything carries me to you,
as if everything that exists,
aromas, light, metals,
were little boats
that sail
toward those isles of yours that wait for me.
Well, now,
if little by little you stop loving me
I shall stop loving you little by little.
If suddenly
you forget me
do not look for me,
for I shall already have forgotten you.
If you think it long and mad,
the wind of banners
that passes through my life,
and you decide
to leave me at the shore
of the heart where I have roots,
remember
that on that day,
at that hour,
I shall lift my arms
and my roots will set off
to seek another land.
But
if each day,
each hour,
you feel that you are destined for me
with implacable sweetness,
if each day a flower
climbs up to your lips to seek me,
ah my love, ah my own,
in me all that fire is repeated,
in me nothing is extinguished or forgotten,
my love feeds on your love, beloved,
and as long as you live it will be in your arms
without leaving mine.
Pablo Neruda
I want you to know
one thing.
You know how this is:
if I look
at the crystal moon, at the red branch
of the slow autumn at my window,
if I touch
near the fire
the impalpable ash
or the wrinkled body of the log,
everything carries me to you,
as if everything that exists,
aromas, light, metals,
were little boats
that sail
toward those isles of yours that wait for me.
Well, now,
if little by little you stop loving me
I shall stop loving you little by little.
If suddenly
you forget me
do not look for me,
for I shall already have forgotten you.
If you think it long and mad,
the wind of banners
that passes through my life,
and you decide
to leave me at the shore
of the heart where I have roots,
remember
that on that day,
at that hour,
I shall lift my arms
and my roots will set off
to seek another land.
But
if each day,
each hour,
you feel that you are destined for me
with implacable sweetness,
if each day a flower
climbs up to your lips to seek me,
ah my love, ah my own,
in me all that fire is repeated,
in me nothing is extinguished or forgotten,
my love feeds on your love, beloved,
and as long as you live it will be in your arms
without leaving mine.
Pablo Neruda
Bülent ECEVİT Yargı ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ECEVİT Yargı ŞİİR SÖZLERİ
öldürenle katiliz çalanla hırsız
tümümüz sanığız tümümüz savcı
tümümüz suçlu tümümüz yargıç
kimi aklar kimi suçlarız
kimi bağışlar kimi asarız
kendimizi başkasında
hergün bıçak saplı
birinin arkasında
vurulan da biziz vuran da
Bülent ECEVİT
öldürenle katiliz çalanla hırsız
tümümüz sanığız tümümüz savcı
tümümüz suçlu tümümüz yargıç
kimi aklar kimi suçlarız
kimi bağışlar kimi asarız
kendimizi başkasında
hergün bıçak saplı
birinin arkasında
vurulan da biziz vuran da
Bülent ECEVİT
Bülent ECEVİT Yapamadığımız ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ECEVİT Yapamadığımız ŞİİR SÖZLERİ
Rahşan'a
akşam kapı eşiğinde bir terli giysi gibi
soyunmak vardı derdinden evrenin
bir entari serinliğini giyinmek
kendi derdini tespih gibi çekmek elinde
yün örmen vardı akşamları koltuğa gömülü
karşında polisiye roman okumak vardı
sorgusuz bakışmak yoruldukça gözlerimiz
sevinçsiz gülmek üzüntüsüz ağlamak
oturmağa konuklar gelmesi bazen
çevresinde bir masanın kaygısız
sıcacık konularda bir demli çay gibi
bilmedik komşularla konuşmak
dünyamızla uyuşmak vardı
oyunda sonunu görmeden oynamak
sevinebilmek kazandığına
yitirdiğine yerinebilmek
düşünmiyebilmek yoruldukça düşünmekten
kamaştıkça örtebilmek gözlerini
düşlerde bile ışıktan sakınarak kendini
uyayabilmek vardı vaktinde rahat
Bülent ECEVİT
Rahşan'a
akşam kapı eşiğinde bir terli giysi gibi
soyunmak vardı derdinden evrenin
bir entari serinliğini giyinmek
kendi derdini tespih gibi çekmek elinde
yün örmen vardı akşamları koltuğa gömülü
karşında polisiye roman okumak vardı
sorgusuz bakışmak yoruldukça gözlerimiz
sevinçsiz gülmek üzüntüsüz ağlamak
oturmağa konuklar gelmesi bazen
çevresinde bir masanın kaygısız
sıcacık konularda bir demli çay gibi
bilmedik komşularla konuşmak
dünyamızla uyuşmak vardı
oyunda sonunu görmeden oynamak
sevinebilmek kazandığına
yitirdiğine yerinebilmek
düşünmiyebilmek yoruldukça düşünmekten
kamaştıkça örtebilmek gözlerini
düşlerde bile ışıktan sakınarak kendini
uyayabilmek vardı vaktinde rahat
Bülent ECEVİT
Bülent ECEVİT Uyum ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ECEVİT Uyum ŞİİR SÖZLERİ
halk ozanı Levnî'ye özen
boşluğa bulut buluta yağmur
yağmura toprak ne güzel uymuş
gündüze güneş güneşe tarla
tarlaya başak ne güzel uymuş
başağa buğday buğdaya insan
insana emek ne güzel uymuş
emeğe eylem eyleme yürek
yüreğe sevgi ne güzel uymuş
Bülent ECEVİT
halk ozanı Levnî'ye özen
boşluğa bulut buluta yağmur
yağmura toprak ne güzel uymuş
gündüze güneş güneşe tarla
tarlaya başak ne güzel uymuş
başağa buğday buğdaya insan
insana emek ne güzel uymuş
emeğe eylem eyleme yürek
yüreğe sevgi ne güzel uymuş
Bülent ECEVİT
Bülent ECEVİT Türk-Yunan Şiiri ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ECEVİT Türk-Yunan Şiiri ŞİİR SÖZLERİ
sıla derdine düşünce anlarsın
yunanlıyla kardeş olduğunu
bir rum şarkısı duyunca gör
gurbet elde istanbul çocuğunu
türkçenin ferah gönlünce küfretmişiz
olmuşuz kanlı bıçaklı
yine de bir sevgidir içimizde
böyle barış günlerinde saklı
bir soyun kanı olmasın varsın
damarlarımızda akan kan
içimizde şu deli rüzgâr
bir havadan
Bu yağmurla cömert
bu güneşle sıcak
gönlümüzden bahar dolusu kopan
iyilikler kucak kucak
bu sudan bu tattandır ikimizde de günah
bütün içkiler gibi zararı kadar leziz
bir iklimin meyvasından sızdırılmış
bir içkidir kötülüklerimiz
aramızda bir mavi büyü
bir sıcak deniz
kıyılarında birbirinden güzel
iki milletiz
bizimle dirilecek bir gün
Ege'nin altın çağı
yanıp yarının ateşinden
eskinin ocağı
önce bir kahkaha çalınır kulağına
sonra rum şiveli türkçeler
o Boğaz'dan söz eder
sen rakıyı hatırlarsın
Yunanlıyla kardeş olduğunu
sıla derdine düşünce anlarsın
Londra, 1947
Bülent ECEVİT
sıla derdine düşünce anlarsın
yunanlıyla kardeş olduğunu
bir rum şarkısı duyunca gör
gurbet elde istanbul çocuğunu
türkçenin ferah gönlünce küfretmişiz
olmuşuz kanlı bıçaklı
yine de bir sevgidir içimizde
böyle barış günlerinde saklı
bir soyun kanı olmasın varsın
damarlarımızda akan kan
içimizde şu deli rüzgâr
bir havadan
Bu yağmurla cömert
bu güneşle sıcak
gönlümüzden bahar dolusu kopan
iyilikler kucak kucak
bu sudan bu tattandır ikimizde de günah
bütün içkiler gibi zararı kadar leziz
bir iklimin meyvasından sızdırılmış
bir içkidir kötülüklerimiz
aramızda bir mavi büyü
bir sıcak deniz
kıyılarında birbirinden güzel
iki milletiz
bizimle dirilecek bir gün
Ege'nin altın çağı
yanıp yarının ateşinden
eskinin ocağı
önce bir kahkaha çalınır kulağına
sonra rum şiveli türkçeler
o Boğaz'dan söz eder
sen rakıyı hatırlarsın
Yunanlıyla kardeş olduğunu
sıla derdine düşünce anlarsın
Londra, 1947
Bülent ECEVİT
Bülent ECEVİT Taka ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ECEVİT Taka ŞİİR SÖZLERİ
takalar geçiyor allı yeşilli
takalar geçiyor dümenleri lâzlı
takalar geçiyor en nazlı
yelkenlilerden de güzel
güvenli sularda işsiz dönenen
gezi yelkenlerinden çok duyarak denizi
takalar geçiyor enginlere
yamalı göğsünü gere gere
takalar geçiyor yükle yürekle
takalar geçiyor emekle dolu
günlük güneşlik kıyılarından kopmuş
denizlerde Anadolu
kıyılar kadın olmuş
açılır gider erkeği
takalar takalar toprağın
denizde çarpan yüreği
Bülent ECEVİT
takalar geçiyor allı yeşilli
takalar geçiyor dümenleri lâzlı
takalar geçiyor en nazlı
yelkenlilerden de güzel
güvenli sularda işsiz dönenen
gezi yelkenlerinden çok duyarak denizi
takalar geçiyor enginlere
yamalı göğsünü gere gere
takalar geçiyor yükle yürekle
takalar geçiyor emekle dolu
günlük güneşlik kıyılarından kopmuş
denizlerde Anadolu
kıyılar kadın olmuş
açılır gider erkeği
takalar takalar toprağın
denizde çarpan yüreği
Bülent ECEVİT
Bülent ECEVİT Sınır ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ECEVİT Sınır ŞİİR SÖZLERİ
dur yolcu bura sınır
yabandır yasaktır ötesi
çiçeklerden seçemezsin
kokuları renkleri bir bir
kuşdan pasaport sorulmaz
gümrüksüz geçer yüküyle karınca
dur yolcu bura sınır
sen geçemezsin
dereye bakma durmaz akar
öteden de içer ceylan bu suyu
dur yolcu bura sınır
sen geçemezsin
dur yolcu bura sınır
ne çizili ne yazılı
geçemezsin yine de silemezsin
içinde kazılı
1976
Bülent ECEVİT
dur yolcu bura sınır
yabandır yasaktır ötesi
çiçeklerden seçemezsin
kokuları renkleri bir bir
kuşdan pasaport sorulmaz
gümrüksüz geçer yüküyle karınca
dur yolcu bura sınır
sen geçemezsin
dereye bakma durmaz akar
öteden de içer ceylan bu suyu
dur yolcu bura sınır
sen geçemezsin
dur yolcu bura sınır
ne çizili ne yazılı
geçemezsin yine de silemezsin
içinde kazılı
1976
Bülent ECEVİT
24 Eylül 2015 Perşembe
Bülent ECEVİT Pülümürün Yaşsız Kadını ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ECEVİT Pülümürün Yaşsız Kadını ŞİİR SÖZLERİ
Pülümürün bir dağ köyünde gördüm onu
yaşını sordum bir giz gibi güldü
kimi seksen dedi köylülerden kimi yüz
yüzüne baktım bir giz gibi güldü
bir asa vardı elinde
bir solmuş kırallığın
kadifeden harmanisi üzerinde
bir hititliydi o bir selçukluydu
bir ermeniydi bir kürttü
bir türk
yaşını sordum bir giz gibi güldü
koluma girdi bir soylu kadınca
tozlu köy yolunda sürüyerek eteğini
beni tek gözlü sarayına götürdü
köy yapısı kulübesinin
zamanı onda yitirdim ben
yitik zamanlara onda eriştim
en soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayında
bir taç gibi kondu başıma Türkiyeliliğim
Bülent ECEVİT
Pülümürün bir dağ köyünde gördüm onu
yaşını sordum bir giz gibi güldü
kimi seksen dedi köylülerden kimi yüz
yüzüne baktım bir giz gibi güldü
bir asa vardı elinde
bir solmuş kırallığın
kadifeden harmanisi üzerinde
bir hititliydi o bir selçukluydu
bir ermeniydi bir kürttü
bir türk
yaşını sordum bir giz gibi güldü
koluma girdi bir soylu kadınca
tozlu köy yolunda sürüyerek eteğini
beni tek gözlü sarayına götürdü
köy yapısı kulübesinin
zamanı onda yitirdim ben
yitik zamanlara onda eriştim
en soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayında
bir taç gibi kondu başıma Türkiyeliliğim
Bülent ECEVİT
Bülent ECEVİT Promete Kentte ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ECEVİT Promete Kentte ŞİİR SÖZLERİ
promete şimdi kentte
kayalara bağlı değil
beton duvarlarla çevrilidir
kartalların giremiyeceği bir semtte
kendi kendini kemirir
Bülent ECEVİT
promete şimdi kentte
kayalara bağlı değil
beton duvarlarla çevrilidir
kartalların giremiyeceği bir semtte
kendi kendini kemirir
Bülent ECEVİT
Bülent ECEVİT Mağara ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ECEVİT Mağara ŞİİR SÖZLERİ
mağaranın duvarına
hayvanları taştan oydum
kükrediler karanlıkta
türkülerle karşı koydum
karanlıktı mağara
ışığı taştan oydum
üşüyordum
bir de güneş koydum
aşk oydum mağaranın duvarına
aşk oydum
ağrıdı taşlar
yarıldı mağara
1970
Bülent ECEVİT
mağaranın duvarına
hayvanları taştan oydum
kükrediler karanlıkta
türkülerle karşı koydum
karanlıktı mağara
ışığı taştan oydum
üşüyordum
bir de güneş koydum
aşk oydum mağaranın duvarına
aşk oydum
ağrıdı taşlar
yarıldı mağara
1970
Bülent ECEVİT
Bülent ECEVİT Köylü Kadınlar ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ECEVİT Köylü Kadınlar ŞİİR SÖZLERİ
köylü kadınlar
fistanları güllü kadınlar
topraktan doğup da toprağı yoğurandıur onlar
veresiye canlarını doğurandır onlar
köylü kadınlar
fistanları güllü kadınlar
yüzleri güneştir onların yanık
ayakları topraktır onların yarık
doyulmadan güzelliğine
tarlalarda solandırlar
köylü kadınlar
fistanları güllü kadınlar
1970
Bülent ECEVİT
köylü kadınlar
fistanları güllü kadınlar
topraktan doğup da toprağı yoğurandıur onlar
veresiye canlarını doğurandır onlar
köylü kadınlar
fistanları güllü kadınlar
yüzleri güneştir onların yanık
ayakları topraktır onların yarık
doyulmadan güzelliğine
tarlalarda solandırlar
köylü kadınlar
fistanları güllü kadınlar
1970
Bülent ECEVİT
Bülent ECEVİT İnsan ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ECEVİT İnsan ŞİİR SÖZLERİ
elbette senden güzel olacaktı
çizdiğin resim
yaptığın heykel
senden büyük olacaktı
senden yakışıklı
elbette senden doğru söyliyecekti
yazdığın şiir
elbette senden çok duyacaktı
söylediğin türkü
sen olduğundan büyüksün
sen olduğundan iyisin
sen olduğundan güzel
Bülent ECEVİT
elbette senden güzel olacaktı
çizdiğin resim
yaptığın heykel
senden büyük olacaktı
senden yakışıklı
elbette senden doğru söyliyecekti
yazdığın şiir
elbette senden çok duyacaktı
söylediğin türkü
sen olduğundan büyüksün
sen olduğundan iyisin
sen olduğundan güzel
Bülent ECEVİT
Bülent ECEVİT Göçmen ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ECEVİT Göçmen ŞİİR SÖZLERİ
Sevdiklerimin başında bir bilmediğim
Görmediğim özlemediğim özlediklerimin başında
Yurdum olmadan sıladayım
Kimsem ölmeden yasta
Yollarda gözlediğim ne
Mektuplarda beklediğim ne
Nereden sürmüşler beni buralar nere
buralar nere, buralar nere
Bir bildiğim olmalı, bilmez olmuşum
Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum
Buralara konmuş göçmen olmuşum
Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum
Bülent ECEVİT
Sevdiklerimin başında bir bilmediğim
Görmediğim özlemediğim özlediklerimin başında
Yurdum olmadan sıladayım
Kimsem ölmeden yasta
Yollarda gözlediğim ne
Mektuplarda beklediğim ne
Nereden sürmüşler beni buralar nere
buralar nere, buralar nere
Bir bildiğim olmalı, bilmez olmuşum
Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum
Buralara konmuş göçmen olmuşum
Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum
Bülent ECEVİT
Bülent ECEVİT Bach Sonatı ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ECEVİT Bach Sonatı ŞİİR SÖZLERİ
ne ben sorayım seni
ne sen beni sor
soyunmuş seslerimiz tenden
boşlukta bir aşk örüyor
ses olmuş duygular
yaklaşır dalga dalga zamansız
kavuşsa da seslerimiz birbirine
biz kavuşamayız
ne kollarımız var saracak
ne öpecek dudaklar
ne görülecek yüzümüz var
ne görecek göz
biz aşk örüyoruz boşlukta
çizgiden soyut
zerreden öz
1953
Bülent ECEVİT
ne ben sorayım seni
ne sen beni sor
soyunmuş seslerimiz tenden
boşlukta bir aşk örüyor
ses olmuş duygular
yaklaşır dalga dalga zamansız
kavuşsa da seslerimiz birbirine
biz kavuşamayız
ne kollarımız var saracak
ne öpecek dudaklar
ne görülecek yüzümüz var
ne görecek göz
biz aşk örüyoruz boşlukta
çizgiden soyut
zerreden öz
1953
Bülent ECEVİT
Bülent ECEVİT Av ŞİİR SÖZLERİ
Bülent ECEVİT Av ŞİİR SÖZLERİ
ormanın kuytusunda vurulan geyik
hayvanlar acınla suskun
dallar yasınla eğik
boynuzlarında çizgilerinde gözlerinde
avcının söndüremediği iyilik
1971
Bülent ECEVİT
ormanın kuytusunda vurulan geyik
hayvanlar acınla suskun
dallar yasınla eğik
boynuzlarında çizgilerinde gözlerinde
avcının söndüremediği iyilik
1971
Bülent ECEVİT
Beyazıd SANSI Edirne Türküsü ŞİİR SÖZLERİ
Beyazıd SANSI Edirne Türküsü ŞİİR SÖZLERİ
Arda, Tunca, Meriç üç güzel kardeş
Var mıdır dünyada sizden güzel eş
İşte Kırkpınar'ım istersen güreş
Erlerin meydanı güzel Edirne
Adalı Halil'ler Koca Yusuf'lar
Kel Aliço'lar, Çolak Molla'lar
Kırkpınar'dan gelir yiğit naralar
Pehlivanlar destanı güzel Edirne
Davullar zurnalar dengi dengine
Çal be koca usta bak ahengine
Serhat boyundayız bu il Edirne
Şehitlerin kanı güzel Edirne
Dört narin minare Selimiye'dir
Sinan'dan Serhadde bir hediyedir
Beyazidler Muratlar hep külliyedir
Tarihtir dört yanı güzel Edirne
Saraylar sultanlar sinende yatar
Hanlarla çarşılar yüz yüze bakar
Köprüler Meriç'e kolyeler takar
Aşıkların canı güzel Edirne
Taştan köprülerin türkülerdedir
Ağalar, kızanlar Edirne'dedir
Edirne türkülerde gönüllerdedir
Türklüğün şanı güzel Edirne
Meriç mavi yeşil ne güzel akar
Selimiye buradan aynaya bakar
Yakar bu güzellik beni de yakar
Güller gülistanı güzel Edirne
Beyazıd SANSI
Arda, Tunca, Meriç üç güzel kardeş
Var mıdır dünyada sizden güzel eş
İşte Kırkpınar'ım istersen güreş
Erlerin meydanı güzel Edirne
Adalı Halil'ler Koca Yusuf'lar
Kel Aliço'lar, Çolak Molla'lar
Kırkpınar'dan gelir yiğit naralar
Pehlivanlar destanı güzel Edirne
Davullar zurnalar dengi dengine
Çal be koca usta bak ahengine
Serhat boyundayız bu il Edirne
Şehitlerin kanı güzel Edirne
Dört narin minare Selimiye'dir
Sinan'dan Serhadde bir hediyedir
Beyazidler Muratlar hep külliyedir
Tarihtir dört yanı güzel Edirne
Saraylar sultanlar sinende yatar
Hanlarla çarşılar yüz yüze bakar
Köprüler Meriç'e kolyeler takar
Aşıkların canı güzel Edirne
Taştan köprülerin türkülerdedir
Ağalar, kızanlar Edirne'dedir
Edirne türkülerde gönüllerdedir
Türklüğün şanı güzel Edirne
Meriç mavi yeşil ne güzel akar
Selimiye buradan aynaya bakar
Yakar bu güzellik beni de yakar
Güller gülistanı güzel Edirne
Beyazıd SANSI
Berrin TAŞ Erik Ağacının Altında ŞİİR SÖZLERİ
Berrin TAŞ Erik Ağacının Altında ŞİİR SÖZLERİ
Bir kent neyi anlatır
kanat çırpışlarıyla gelir
bilmediğin bir yaşama doğarsın
kuytularda
kimsesizliğin tarihi yazılır
kimbilir
hangi sancının kıyısında
çağırır seni toprak
kimi kentler meyveleri anımsatır
Malatya denince
yemeye hazır
bir tabak kayısı.
İsmet'in muzip gülüşüyle canlanır
Kayseri
çocukluk anılarımla gelir
üzüm bağları
kayısı ağaçları
mayhoş elmalar arasında
dedemin sevecen yüzü
Antakya
arkadaşlığın kalesidir
Müslüm Cuma Zübeyde
yağmurlu akşamlarla gelir
Ankara'da bir kadın
kardeşim
gelinliğini kıracak
tırnaklarını ekmek parasına batırdı
kimi kentler
depremlerle kazınır evrene...
yer sarsılıyor
tutunacak ne bir dal
ne kaçacak
bir başka gezegen
uyandı
dağ taş uyandı
ayağını bastığın toprak
konuşuyor dalgalarla
çığlıklar sustu
sessizlik
derin
ağır
sessizlik korkunç
sessizlik gebe
Ulucanlar...
hapisaneler örter kimi kentleri
Gebze...
gökyüzü demir halkalarla
güneşi parçalar
Ümraniye...
ağır ağır kanar
bulutlarda yağmur damlası
kepçelerle
tarihin belleğine çizilen
bir fotoğrafa dönüştü Burdur
kepçelerle avlandı bir kol
gövdesinden ayrıldı
Isparta'da
bir köpeğin ağzında
koparılmış bir kol
donar bilinçte
çatlak kafatası
çivilenmiş dizler
morarmış gövdelerle
bir sancı
güneşe
aya
toprağa yayılmış
Sivas'tan Burdur'a
ağıt yakar analar
söyleyin
nasıl dayanmalı bu acıya
biz bu kentlerde doğduk
inildemelerle
bir başka gökyüzüne
oğullar
kızlar doğurduk
aşkı yitirdik
yağmurun alnında
yas türküleri söyleniyor
damla damla yaşama biriken
ezgilerle avunuyorum
yitirdik
yitirdik aşkı
sessizliğin dili yok
beklemek
umarsız bir çığlığın
susmasını dilemektir
dileyişlerin
sokağa açılan penceresi yok
üzünçlerimi biriktirdim
yas tutacağım
türkülerle
şiirlerle
bedenimle yas tutacağım
ötelerde
bir başka gökyüzü
bereketli yağmurlara gebe
Berrin TAŞ
Bir kent neyi anlatır
kanat çırpışlarıyla gelir
bilmediğin bir yaşama doğarsın
kuytularda
kimsesizliğin tarihi yazılır
kimbilir
hangi sancının kıyısında
çağırır seni toprak
kimi kentler meyveleri anımsatır
Malatya denince
yemeye hazır
bir tabak kayısı.
İsmet'in muzip gülüşüyle canlanır
Kayseri
çocukluk anılarımla gelir
üzüm bağları
kayısı ağaçları
mayhoş elmalar arasında
dedemin sevecen yüzü
Antakya
arkadaşlığın kalesidir
Müslüm Cuma Zübeyde
yağmurlu akşamlarla gelir
Ankara'da bir kadın
kardeşim
gelinliğini kıracak
tırnaklarını ekmek parasına batırdı
kimi kentler
depremlerle kazınır evrene...
yer sarsılıyor
tutunacak ne bir dal
ne kaçacak
bir başka gezegen
uyandı
dağ taş uyandı
ayağını bastığın toprak
konuşuyor dalgalarla
çığlıklar sustu
sessizlik
derin
ağır
sessizlik korkunç
sessizlik gebe
Ulucanlar...
hapisaneler örter kimi kentleri
Gebze...
gökyüzü demir halkalarla
güneşi parçalar
Ümraniye...
ağır ağır kanar
bulutlarda yağmur damlası
kepçelerle
tarihin belleğine çizilen
bir fotoğrafa dönüştü Burdur
kepçelerle avlandı bir kol
gövdesinden ayrıldı
Isparta'da
bir köpeğin ağzında
koparılmış bir kol
donar bilinçte
çatlak kafatası
çivilenmiş dizler
morarmış gövdelerle
bir sancı
güneşe
aya
toprağa yayılmış
Sivas'tan Burdur'a
ağıt yakar analar
söyleyin
nasıl dayanmalı bu acıya
biz bu kentlerde doğduk
inildemelerle
bir başka gökyüzüne
oğullar
kızlar doğurduk
aşkı yitirdik
yağmurun alnında
yas türküleri söyleniyor
damla damla yaşama biriken
ezgilerle avunuyorum
yitirdik
yitirdik aşkı
sessizliğin dili yok
beklemek
umarsız bir çığlığın
susmasını dilemektir
dileyişlerin
sokağa açılan penceresi yok
üzünçlerimi biriktirdim
yas tutacağım
türkülerle
şiirlerle
bedenimle yas tutacağım
ötelerde
bir başka gökyüzü
bereketli yağmurlara gebe
Berrin TAŞ
Berrin TAŞ Cehennem Şiirleri ŞİİR SÖZLERİ
Berrin TAŞ Cehennem Şiirleri ŞİİR SÖZLERİ
18 Aralık 2000
Akşamüstü...
Hayata dönüş operasyonundan bir gün önce...
Sanatçıların ölüm orucundaki direnişçilerle görüşme
istekleri kabul edildi.
Sanatçılar, yetkili ağızlardan söz aldılar.
Sabah, erken saatlerde koğuşlara girebileceklerdi.
unutuşun kitlediği ağızlar
geleceğe yalan söylediler.
Nicedir
uyuyordu sanat
uçuşan sözcüklerle
bulanık resimler arasında
silinmişti insan yüzü
şiirler konuşmuyordu
kapandı şair
yoksunluğun karanlık mağarasına
söz erteledi gücünü
sanatçı
kırılmış bir dal
yitik bir düş
kuşatılmış zakkum çiçeği
unuttu
düşlerin efendisi
ağzının mühürlendiğini
unuttu konuşamadığını
seslendi
boğulmuş mırıltılarla
ölmek
bir daha uyanmamak değildir
yitirmektir günbatımını
Berrin TAŞ
18 Aralık 2000
Akşamüstü...
Hayata dönüş operasyonundan bir gün önce...
Sanatçıların ölüm orucundaki direnişçilerle görüşme
istekleri kabul edildi.
Sanatçılar, yetkili ağızlardan söz aldılar.
Sabah, erken saatlerde koğuşlara girebileceklerdi.
unutuşun kitlediği ağızlar
geleceğe yalan söylediler.
Nicedir
uyuyordu sanat
uçuşan sözcüklerle
bulanık resimler arasında
silinmişti insan yüzü
şiirler konuşmuyordu
kapandı şair
yoksunluğun karanlık mağarasına
söz erteledi gücünü
sanatçı
kırılmış bir dal
yitik bir düş
kuşatılmış zakkum çiçeği
unuttu
düşlerin efendisi
ağzının mühürlendiğini
unuttu konuşamadığını
seslendi
boğulmuş mırıltılarla
ölmek
bir daha uyanmamak değildir
yitirmektir günbatımını
Berrin TAŞ
Berin TAŞAN Vatanın Bu Yanı ŞİİR SÖZLERİ
Berin TAŞAN Vatanın Bu Yanı ŞİİR SÖZLERİ
Vatanın her köşesi aziz
Çamlıca, Erenköy, Maçka
Vatanın bu yanında biz.
Berin TAŞAN
Vatanın her köşesi aziz
Çamlıca, Erenköy, Maçka
Vatanın bu yanında biz.
Berin TAŞAN
Berin TAŞAN Sabahın Seher Vaktinde ŞİİR SÖZLERİ
Berin TAŞAN Sabahın Seher Vaktinde ŞİİR SÖZLERİ
Yüzünün öptüğüm yanı artık çekimser kalamaz
Binlerce bayrakla açılmış yürüyor
En önde gideni tanıyorum
Beyazıt'ta görmüştüm
Bir daha padişah geçemez bu sokaktan
Düzme mahkemeler kurulamaz.
Seninle sarılıp sabahlara kadar uyumamışız
Bir cumartesi pazar olmuş kolların arasında
Kolların arasında bıçağı duymuyorum
Yan yana kenarında pencerenin
Sen taşını eteğinde taşımışsın her sabah
Ben ellerimde taşımışım her akşam.
Çocuğumuza bakıyoruz
Evimize bakıyoruz
Dünyaya bakıyoruz
Bütün sarılı kollar arasında
Güllerin gelinciğin arasında
Yüzünün öptüğüm yarısında
Kötüye geçit yok
Buğday tarlaları çiğnenemez bir daha
Nükleer denemeler yasak.
Berin TAŞAN
Yüzünün öptüğüm yanı artık çekimser kalamaz
Binlerce bayrakla açılmış yürüyor
En önde gideni tanıyorum
Beyazıt'ta görmüştüm
Bir daha padişah geçemez bu sokaktan
Düzme mahkemeler kurulamaz.
Seninle sarılıp sabahlara kadar uyumamışız
Bir cumartesi pazar olmuş kolların arasında
Kolların arasında bıçağı duymuyorum
Yan yana kenarında pencerenin
Sen taşını eteğinde taşımışsın her sabah
Ben ellerimde taşımışım her akşam.
Çocuğumuza bakıyoruz
Evimize bakıyoruz
Dünyaya bakıyoruz
Bütün sarılı kollar arasında
Güllerin gelinciğin arasında
Yüzünün öptüğüm yarısında
Kötüye geçit yok
Buğday tarlaları çiğnenemez bir daha
Nükleer denemeler yasak.
Berin TAŞAN
Berin TAŞAN Elimi Çeken El ŞİİR SÖZLERİ
Berin TAŞAN Elimi Çeken El ŞİİR SÖZLERİ
Omzundan havalanan martılar
Konacak yer bulamıyor
Önümde bir çam
Bir apartman
Sarmaşıklı sokağın solundan
Biraz sonra bir motor indireceğim denize
Biraz sonra ayak sesleri..
Açıktan trançaların yuvalarından
Seni çeke çeke getirdim kıyılara
İzmir Körfezi biraz açılsın
Elimden düşen yüzük görünsün diye.
Küçükyalı'da bir pencereden bakılınca
O martılar mı senin omzundan havalandı
Şimdi bir yerlere konamıyorlar.
Berin TAŞAN
Omzundan havalanan martılar
Konacak yer bulamıyor
Önümde bir çam
Bir apartman
Sarmaşıklı sokağın solundan
Biraz sonra bir motor indireceğim denize
Biraz sonra ayak sesleri..
Açıktan trançaların yuvalarından
Seni çeke çeke getirdim kıyılara
İzmir Körfezi biraz açılsın
Elimden düşen yüzük görünsün diye.
Küçükyalı'da bir pencereden bakılınca
O martılar mı senin omzundan havalandı
Şimdi bir yerlere konamıyorlar.
Berin TAŞAN
Berin TAŞAN Bizden Sonra ŞİİR SÖZLERİ
Berin TAŞAN Bizden Sonra ŞİİR SÖZLERİ
Biz olmasak da içinde
Yine demir alacak vapurlar
İnce ince yağacak yağmur
Zaman düşecek takvimlerden
Tutamadığımız kuşlar
Söğüt dallarını eğerken
Belki de kulaklarımız çınlamayacak
Radyoda Alişim söylenirken.
Yakamadığımız çoban ateşleri
Pırıl pırıl
Koştuğumuz yollardan
Nasıl gelecek nisan ayı
Nasıl?
Berin TAŞAN
Biz olmasak da içinde
Yine demir alacak vapurlar
İnce ince yağacak yağmur
Zaman düşecek takvimlerden
Tutamadığımız kuşlar
Söğüt dallarını eğerken
Belki de kulaklarımız çınlamayacak
Radyoda Alişim söylenirken.
Yakamadığımız çoban ateşleri
Pırıl pırıl
Koştuğumuz yollardan
Nasıl gelecek nisan ayı
Nasıl?
Berin TAŞAN
21 Eylül 2015 Pazartesi
Berin TAŞAN Bırakıp Gitmek Yok ŞİİR SÖZLERİ
Berin TAŞAN Bırakıp Gitmek Yok ŞİİR SÖZLERİ
Nereye dokunsan
Dokunduğun yerden
Dökülüp dağılıyorsa
Tuz kokuyorsa
Burası Türkiye diyerek
İngilizce sözcüklerle
Felsefe yapmak yok
Kaytarmak, özür bulmak
Bırakıp gitmek yok!
Berin TAŞAN
Nereye dokunsan
Dokunduğun yerden
Dökülüp dağılıyorsa
Tuz kokuyorsa
Burası Türkiye diyerek
İngilizce sözcüklerle
Felsefe yapmak yok
Kaytarmak, özür bulmak
Bırakıp gitmek yok!
Berin TAŞAN
Berin TAŞAN Ay Çiçekleri ŞİİR SÖZLERİ
Berin TAŞAN Ay Çiçekleri ŞİİR SÖZLERİ
Yatağımı pencereye getirdim
Ay çiçekleri güneşe dönecek
Bahçelerden geldiğin için
Saksıdaki karanfil sallansa da
Ben üşümeyeceğim
İlkokul çocuklarının söylediği şarkı
Kırlara doğru uzaklaşıyor
O zaman annem izin vermezdi
Şimdi doktor kızıyor.
Delik delik ciğerim
Bu sabah ilk defadır
Kayısı ağaçlarına minnettar
Kayısı kokusunu bilecek
Ben sevineceğim
Ay çiçekleri sevinecek.
Berin TAŞAN
Yatağımı pencereye getirdim
Ay çiçekleri güneşe dönecek
Bahçelerden geldiğin için
Saksıdaki karanfil sallansa da
Ben üşümeyeceğim
İlkokul çocuklarının söylediği şarkı
Kırlara doğru uzaklaşıyor
O zaman annem izin vermezdi
Şimdi doktor kızıyor.
Delik delik ciğerim
Bu sabah ilk defadır
Kayısı ağaçlarına minnettar
Kayısı kokusunu bilecek
Ben sevineceğim
Ay çiçekleri sevinecek.
Berin TAŞAN
Berin TAŞAN Aç Kapıyı Ben Geldim ŞİİR SÖZLERİ
Berin TAŞAN Aç Kapıyı Ben Geldim ŞİİR SÖZLERİ
Korka korka değil, usul usul değil
Elim yüreğimde çarpa çarpa geldim
Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Bir senin ellerinden, bir senin gözlerinden
Dişlerinden dudaklarından
Nergisler Ocak ayında açtı
Kendimden bahsetmeyeceğim
Yediveren güllerden
Duvardan sarkan güllerden
Çocuklardan, sabah erken okula giderlerken
Atlardan bahsedeceğim
Kan ter içinde atlardan.
Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Ne kadar küsülü çocuk varsa barıştırdım, oynuyorlar
Tam kırk çeşit sarmaşık gül buldum
Penceremin dibinde açacak.
Ekinleri dolu vurmadı,
Çekirge gelmedi,
Kurak olmadı.
Yorgunum demeyeceğim,
Bir evimiz olsa demeyeceğim,
Yüreğim daralıyor demeyeceğim.
Bir baksan gözlerime
Başını çevirmeyeceksin,
Yürüyüp gitmeyeceksin,
Elini çekmeyeceksin.
Bir baksan gözlerime
Dağda yakılmış ateşler göreceksin.
Aç kapıyı kim geldi bak
Bak nasıl havalandı güvercin.
Açmam diyemezsin artık,
Aç!
Berin TAŞAN
Korka korka değil, usul usul değil
Elim yüreğimde çarpa çarpa geldim
Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Bir senin ellerinden, bir senin gözlerinden
Dişlerinden dudaklarından
Nergisler Ocak ayında açtı
Kendimden bahsetmeyeceğim
Yediveren güllerden
Duvardan sarkan güllerden
Çocuklardan, sabah erken okula giderlerken
Atlardan bahsedeceğim
Kan ter içinde atlardan.
Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Ne kadar küsülü çocuk varsa barıştırdım, oynuyorlar
Tam kırk çeşit sarmaşık gül buldum
Penceremin dibinde açacak.
Ekinleri dolu vurmadı,
Çekirge gelmedi,
Kurak olmadı.
Yorgunum demeyeceğim,
Bir evimiz olsa demeyeceğim,
Yüreğim daralıyor demeyeceğim.
Bir baksan gözlerime
Başını çevirmeyeceksin,
Yürüyüp gitmeyeceksin,
Elini çekmeyeceksin.
Bir baksan gözlerime
Dağda yakılmış ateşler göreceksin.
Aç kapıyı kim geldi bak
Bak nasıl havalandı güvercin.
Açmam diyemezsin artık,
Aç!
Berin TAŞAN
Bekir Sıtkı ERDOĞAN Güz Düşünceleri ŞİİR SÖZLERİ
Bekir Sıtkı ERDOĞAN Güz Düşünceleri ŞİİR SÖZLERİ
Bu sabah gökyüzü daha bir yorgun,
Daha bir dumanlı,
Daha bir derin!
Şu anda, omzumdan tanıdık bir el,
Tutup silkelese şöyle bir güzel,
Kurtulsam yükünden düşüncelerin!..
Bekir Sıtkı ERDOĞAN
Bu sabah gökyüzü daha bir yorgun,
Daha bir dumanlı,
Daha bir derin!
Şu anda, omzumdan tanıdık bir el,
Tutup silkelese şöyle bir güzel,
Kurtulsam yükünden düşüncelerin!..
Bekir Sıtkı ERDOĞAN
Bejan MATUR Veda ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR Veda ŞİİR SÖZLERİ
Ne ay ışığı yürüyeceğim,
Ne sessizlik aşk boyunca.
İçimde çırpınan dalganın var ettiği kıyıda
Gömdüm onu
Aşkla.
Bejan MATUR
Ne ay ışığı yürüyeceğim,
Ne sessizlik aşk boyunca.
İçimde çırpınan dalganın var ettiği kıyıda
Gömdüm onu
Aşkla.
Bejan MATUR
Bejan MATUR Tören Giysileri ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR Tören Giysileri ŞİİR SÖZLERİ
Çürümüş donuk kalbinde bu toprakların
Gözleri gördüm.
Herkes sesiyle vardı
Ve duruşuyla gövdesinin.
Bir insanı en iyi sevişirken tanırız.
Kalbimizi birlikte çürütürken.
Ağırlaşan gövdemiz
Gece uyandırır.
Mezar gibidir avlulu evler.
Çocukluk bir uykudur. Uzun sürer.
Ve dokunmak için bir arzu
Bir arzu sürükler bizi ölüme.
Ben kendimi sınadım her gövdede
Ben kendimi bıraktım her şehirde
İçime aldım göğünü ülkelerin
Ve boşluğunu görünce kalbimin
Gitmeli dedim.
Çürümüş tören giysileri içinde
Askıda salınan kökler.
Biz denize düşürsek de ateşi
O hep yanar.
Issızlık bahşeder karanlığa. Yanar.
Tarih bir yanılgı olabilir diyor şair
İnsan bir yanılgıdır diyor tanrı.
Çok sonra
Bu toprakların kalbi kadar
Çürümüş bir sonrada
İnsan bir yanılgıdır diyor tanrı.
Ve düzeltmek için varım
Ama geciktim.
Ölü kızıl suyun dalgası
Gece yürünen yol
Ve yolcuların dağıldığı zavallı yeryüzü
Salınan beyaz kefenler
Tören giysileri.
Ve bir koşu için gerekli tek şey
Atın yelesidir.
Aslolan,
Şimdi ve burada
Çürüyüp kaldık.
Tanrı görmesin harflerimi
İnsan bir hata diyor durmadan
Ve hatasını düzeltmek için
Acı veriyor
Sadece acı.
Şubat 97,Berlin
Bejan MATUR
Çürümüş donuk kalbinde bu toprakların
Gözleri gördüm.
Herkes sesiyle vardı
Ve duruşuyla gövdesinin.
Bir insanı en iyi sevişirken tanırız.
Kalbimizi birlikte çürütürken.
Ağırlaşan gövdemiz
Gece uyandırır.
Mezar gibidir avlulu evler.
Çocukluk bir uykudur. Uzun sürer.
Ve dokunmak için bir arzu
Bir arzu sürükler bizi ölüme.
Ben kendimi sınadım her gövdede
Ben kendimi bıraktım her şehirde
İçime aldım göğünü ülkelerin
Ve boşluğunu görünce kalbimin
Gitmeli dedim.
Çürümüş tören giysileri içinde
Askıda salınan kökler.
Biz denize düşürsek de ateşi
O hep yanar.
Issızlık bahşeder karanlığa. Yanar.
Tarih bir yanılgı olabilir diyor şair
İnsan bir yanılgıdır diyor tanrı.
Çok sonra
Bu toprakların kalbi kadar
Çürümüş bir sonrada
İnsan bir yanılgıdır diyor tanrı.
Ve düzeltmek için varım
Ama geciktim.
Ölü kızıl suyun dalgası
Gece yürünen yol
Ve yolcuların dağıldığı zavallı yeryüzü
Salınan beyaz kefenler
Tören giysileri.
Ve bir koşu için gerekli tek şey
Atın yelesidir.
Aslolan,
Şimdi ve burada
Çürüyüp kaldık.
Tanrı görmesin harflerimi
İnsan bir hata diyor durmadan
Ve hatasını düzeltmek için
Acı veriyor
Sadece acı.
Şubat 97,Berlin
Bejan MATUR
Bejan MATUR Sözcükler Acımızı Doldurmayacak ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR Sözcükler Acımızı Doldurmayacak ŞİİR SÖZLERİ
Siyah örtüyle kapatılmış, ölme hazırlanan bir gelin gibi duran
masada, konuştum onlarla.
Yanımızdan bir şair hırsız gibi geçti. Sözün uçurduğu gövdesiyle.
Şairlere baktım. Hepsi bir gölgeyi dolaştırıyor.
Bir köpeği dolaştırır gibi.
Sözcükler acımızı doldurmayacak.
Casablanca/temmuz/2001
Bejan MATUR
Siyah örtüyle kapatılmış, ölme hazırlanan bir gelin gibi duran
masada, konuştum onlarla.
Yanımızdan bir şair hırsız gibi geçti. Sözün uçurduğu gövdesiyle.
Şairlere baktım. Hepsi bir gölgeyi dolaştırıyor.
Bir köpeği dolaştırır gibi.
Sözcükler acımızı doldurmayacak.
Casablanca/temmuz/2001
Bejan MATUR
Bejan MATUR Rüzgârı Acıtan Doğu ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR Rüzgârı Acıtan Doğu ŞİİR SÖZLERİ
Geldim
Suskun ve kederli
Bıraktım kendimi toprağına
Kalbim bekle diyordu
Bir tapınak bu geç olmadan.
Ama geciktim
Gölgesi kalmış duvarların
Kendileri gitmiş uzaklara
Doğu diyorum bazan
Rüzgârı acıtan doğu
Yeter mi anlamama.
Avunmak için
Dörtlükler ve haritalar
Topladım çantama
Taşlar biriktirdim
Saçlarımı uzattım kahırla.
Senden konuşan
O tuhaf kalabalığın ortasında
Baktım dağ göllerinin derin uykusuna
Görünen tüm yollara baktım
Gücüm yok
Acıyan yaralarını sormaya
Orada
Tanrının biliniyor kuşlar
Kadınlar tanrının biliyor kuşları
Ve soruyorlar ona
Tanrım ne yaptık sana
Kuşlarının kanatlarını mı kırdık
Ne yaptık sana
Tanrı sessiz
Annem kadar sessiz
Bakarak
Neden bekliyorsunuz burada
Diyordu kalanlara
Ah sevgili ten
Neden bekliyorsun burada
Alıp kokunu git
Git
O acı rüzgârın ardından.
Bejan MATUR
Geldim
Suskun ve kederli
Bıraktım kendimi toprağına
Kalbim bekle diyordu
Bir tapınak bu geç olmadan.
Ama geciktim
Gölgesi kalmış duvarların
Kendileri gitmiş uzaklara
Doğu diyorum bazan
Rüzgârı acıtan doğu
Yeter mi anlamama.
Avunmak için
Dörtlükler ve haritalar
Topladım çantama
Taşlar biriktirdim
Saçlarımı uzattım kahırla.
Senden konuşan
O tuhaf kalabalığın ortasında
Baktım dağ göllerinin derin uykusuna
Görünen tüm yollara baktım
Gücüm yok
Acıyan yaralarını sormaya
Orada
Tanrının biliniyor kuşlar
Kadınlar tanrının biliyor kuşları
Ve soruyorlar ona
Tanrım ne yaptık sana
Kuşlarının kanatlarını mı kırdık
Ne yaptık sana
Tanrı sessiz
Annem kadar sessiz
Bakarak
Neden bekliyorsunuz burada
Diyordu kalanlara
Ah sevgili ten
Neden bekliyorsun burada
Alıp kokunu git
Git
O acı rüzgârın ardından.
Bejan MATUR
Bejan MATUR Rüzgâr Dolu Konaklar ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR Rüzgâr Dolu Konaklar ŞİİR SÖZLERİ
Doğduğumuzda
Bizim için yaptırdığı sandıklara
Gümüş aynalar
Lacivert taşlar
Ve Halep'ten kaçak gelen kumaşlar
Dolduran annemiz
Bir zaman sonra
Bizi koyup o sandıklara
Yol
Rüzgâr
Ve konakları fısıldayacaktı kulağımıza.
Yalnız kalmayalım diye karanlıkta
Çocukluğumuzu ekleyecek
Avunmamızı isteyecekti
O çocuklukla.
Sırtımızdan jiletle akıtılan kanın
Karıştığı uzun ırmağa
Bırakıldığımızda
Annemiz bu kadarını istemezdi
Bu yüzden
O uyurken
Uzaklaştık
Diyorduk sulara.
Gidişin kendisinden artakalan
Her şey, herkes burada.
Ben buradayım
Kardeşlerim yitikliğiyle burada
Annem elbiseleriyle
Erkek kardeşim savaş korkusuyla
Babam burada hiç uyanmış olmasa da
Dünya eksilmiş etrafımda
Bir düş sanki olanlar
Uzayan ve uzadıkça acıtan
I
Annemiz
Siyah kadife elbisesini okşadığında
Saçlarını düşürerek bakışlarına
Babamızı hatırlardı:
Beyaz bir dağda olduğunu söylüyordu onun
Beyaz ve her bahar küçülen bir dağda
II
Hepimizden büyük olan
Ve uzaktaki savaştan korkan
Erkek kardeşimiz
Dönmeyince bir daha
Biz de korktuk savaştan.
Ama savaş değildi onu bırakmayan.
Gelirken yanımıza
Atıyla uyumuş
Babamızın karşısındaki karlı dağda
Annemizin yüzü azaldıkça
Omuzları küçüldükçe annemizin
Şaşırdık hangi dağa bakacağımıza
III
Evimizin uzun sofasında
Kadife elbisesi uzayıp
Gümüş başlığı ağırlaştıkça
Bolardıkça gümüş kemeri
Annemiz benziyordu baktığı dağlara.
Baharda inceliyordu kabuğu
Ama ulaşamıyorduk ona.
Ölüyordu
Bu defa gerçekten eriyordu
Bir daha görünmedi sofada
IV
Her kış kaybolan
Ve baharda ortaya çıkan
Bir ağaç oldu annemiz
Dövmeleri olan bir meşeydi o
İniltisi geliyordu kulağımıza
V
Annemiz
Her gece siyah kadifesiyle
Dolaşıyordu dağların arasında
Kökleri olmayan bir meşeydi o
Suskun, arasıra ağlayan
Ayrılmadan daha
Toplaşır gölgesine annemizin
Fısıldaşırdık aramızda
Tanrım n'olur bağışla
Evimizi bağışla tanrım n'olur
Dokunma sofamıza
Orada gülebiliyoruz ancak
Orada adamakıllı susuyoruz
Orada ağzımız bizim oluyor
Dokunmasak da
Görüyoruz annemizi uzaktan
VI
Soğuklar başladığında
Atlılar gelmişti bizi almaya
Yaşlı ve tuhaf atlılardı
Korkutmuşlardı bizi
Kar yağmıştı bakışlarına.
Ve hiç konuşmadan bizimle
Bakmadan ellerimizin küçüklüğüne
Konaklara götüreceklerdi bizi
Rüzgârla uğuldayan konaklara
VII
Annemiz
Babamızın ve kardeşimizin ortasında
Usulca uyurken
Uzaklaştık yaşlı atlılarla.
Boynumuz ağrıdı geriye bakmaktan
Gözlerimiz uzadı her kıvrımda.
Ama boşuna
Boşuna bizim ağlayışımız
Hastalığımız boşuna
Yönü yitirmişti atlılar
Dönemedik bir daha
VIII
Dağlardan yuvarlanan taşlar gibiydik.
Dört kızkardeş
Gölgesiyle derinleşen bir vadide
Artık bizim olmayan
Yatağımızı aradık
Aradık yatağımızı günlerce.
Kaç dağ gittiysek
O kadar uzaktık birbirimizden
O kadar yalnız kendimizle
IX
Ne son ne başlangıç
Ne içeri ne dışarı
Oradaydık
O taştan dünyanın ortasında.
Yollarımız uzadıkça
Annemizin dövmeleri kararmakta
X
Ayrılacaktık herbirimiz
Bir yolağzında.
Ama önce kim
Kim korkacaktı
Yoldan
Geceden
Ve yaşlı atlıdan.
Sıramız yoktu
Bu yüzden ürperiyorduk her ayrımda.
Ben kalmıştım sona
Önümde uzanan dar yolla
Acılarından güç alan
Bir yolcuydum artık hayatta
XI
Geldiğimde rüzgâr dolu iki konağa
Günlerce uyudum
Kilimler ve bakırlar arasında.
Rüzgârı sevebilirdim
Kapılar ve pencereler olmasa
XII
On yılım geçti rüzgârla
Üşüdüm her konakta
Konuşmanın ne anlamı var diyordum
İnsanın yankısı olmazsa
Suskun konaklar gibiydim
Kapıları gittikçe çoğalan
XIII
Gümüşler ve atlar azaldıkça
Taşınıyordum oradan oraya
Yıldızların sesini tanıyordum
Güneye yaklaştıkça
XIV
Geceleri
Yalnız ve budala ay
Bana benziyordu
Bir tuhaflık vardı gülüşümde
Büyüyordum.
Aşkı düşünüyordum arasıra
Efendisini gövdenin.
Hangi gece uykusuz kalsam
Toprak kokuyordum
Ve çıktığım her yolculukta
Yorgunluğuma aldırmadan
Düşler kuruyordum.
Yolların korkutmadığı bir zamanda
Yoksulluğuyla alay eden
Yeşil gözlü bir adam çıktı karşıma
Gözleri koyulaştı adamın
Yaşlandıkça
XV
Çocuklarım oldu o yeşil gözlü adamdan
Biri askerdeyken, diğeri kızıl saçlı olan
İki oğlan.
Ve gelinim,
Her gece kızıl saçlı oğlumla uyuyan.
Üşürdü hep
"Yenge ayakların ne sıcak"
Derdi ona sokularak.
Onüç yaşında iki çocuk
Uyurlardı her gece fısıldaşarak.
O gecelerden birinde
Yağmur girmişti uykusuna.
Saçlarını bana bırak
Saçlarını bana bırak
Diyen yağmur,
Büyülemişti oğlumu uykuda.
Saçlarını rüzgârla yıkadığı
Tepeye çıktığımda
Görünen ova
Sular altındaydı
Bulutlar yapışmıştı toprağa.
Bir kıpırtı bekliyordum
Bir ses
Oğlumu gizleyen sulardan.
Arkamda toplanan köylüler
Uçları yanan sopalarla
Karanlığı hatırlattılar bana.
Duramazdım
İndim buharlaşan toprağa.
Çamurlar arttıkça
Gücüm yetmiyordu karanlığa.
Üşümesinden korkuyordum yine
Saçlarının kirlenmesinden.
Bir ses
"Ölmüş" dediğinde
Üşümüyordu artık oğlum
Sessizdi yağmurdan.
Yüzüm çamurlu ve keder içinde
Taşıdım gövdesini,
Saçlarını taşıdım ellerimde.
Yüzükoyun bindirildiği at
Tepeyi çıkarken
Işık sızdırıyordu gizlice.
XVI
Yeşil gözlü adamın
Bıraktığı yatakta
Yaşlanıyorum tavana baktıkça.
Artık
Anneminki kadar uzun eteklerim.
Saçlarım uzun
Oğlumun kızıl saçlarından.
Kısa sürdü her şey
Yolculuklar
Ölüm
Ve konaklar
Hiçbir şey kalmadı etrafımda
İsten kararmış sütunlardan başka
Gücümü toplamalıyım son defa
Saçlarım kına kokmalı
Elma çiçekleri olmalı suyumda.
Ve tanrı beni duyuyorsa
Daracık bir mezar istiyorum ondan
Konakların büyüklüğünü
Uğultusunu unutturan
Bejan MATUR
Doğduğumuzda
Bizim için yaptırdığı sandıklara
Gümüş aynalar
Lacivert taşlar
Ve Halep'ten kaçak gelen kumaşlar
Dolduran annemiz
Bir zaman sonra
Bizi koyup o sandıklara
Yol
Rüzgâr
Ve konakları fısıldayacaktı kulağımıza.
Yalnız kalmayalım diye karanlıkta
Çocukluğumuzu ekleyecek
Avunmamızı isteyecekti
O çocuklukla.
Sırtımızdan jiletle akıtılan kanın
Karıştığı uzun ırmağa
Bırakıldığımızda
Annemiz bu kadarını istemezdi
Bu yüzden
O uyurken
Uzaklaştık
Diyorduk sulara.
Gidişin kendisinden artakalan
Her şey, herkes burada.
Ben buradayım
Kardeşlerim yitikliğiyle burada
Annem elbiseleriyle
Erkek kardeşim savaş korkusuyla
Babam burada hiç uyanmış olmasa da
Dünya eksilmiş etrafımda
Bir düş sanki olanlar
Uzayan ve uzadıkça acıtan
I
Annemiz
Siyah kadife elbisesini okşadığında
Saçlarını düşürerek bakışlarına
Babamızı hatırlardı:
Beyaz bir dağda olduğunu söylüyordu onun
Beyaz ve her bahar küçülen bir dağda
II
Hepimizden büyük olan
Ve uzaktaki savaştan korkan
Erkek kardeşimiz
Dönmeyince bir daha
Biz de korktuk savaştan.
Ama savaş değildi onu bırakmayan.
Gelirken yanımıza
Atıyla uyumuş
Babamızın karşısındaki karlı dağda
Annemizin yüzü azaldıkça
Omuzları küçüldükçe annemizin
Şaşırdık hangi dağa bakacağımıza
III
Evimizin uzun sofasında
Kadife elbisesi uzayıp
Gümüş başlığı ağırlaştıkça
Bolardıkça gümüş kemeri
Annemiz benziyordu baktığı dağlara.
Baharda inceliyordu kabuğu
Ama ulaşamıyorduk ona.
Ölüyordu
Bu defa gerçekten eriyordu
Bir daha görünmedi sofada
IV
Her kış kaybolan
Ve baharda ortaya çıkan
Bir ağaç oldu annemiz
Dövmeleri olan bir meşeydi o
İniltisi geliyordu kulağımıza
V
Annemiz
Her gece siyah kadifesiyle
Dolaşıyordu dağların arasında
Kökleri olmayan bir meşeydi o
Suskun, arasıra ağlayan
Ayrılmadan daha
Toplaşır gölgesine annemizin
Fısıldaşırdık aramızda
Tanrım n'olur bağışla
Evimizi bağışla tanrım n'olur
Dokunma sofamıza
Orada gülebiliyoruz ancak
Orada adamakıllı susuyoruz
Orada ağzımız bizim oluyor
Dokunmasak da
Görüyoruz annemizi uzaktan
VI
Soğuklar başladığında
Atlılar gelmişti bizi almaya
Yaşlı ve tuhaf atlılardı
Korkutmuşlardı bizi
Kar yağmıştı bakışlarına.
Ve hiç konuşmadan bizimle
Bakmadan ellerimizin küçüklüğüne
Konaklara götüreceklerdi bizi
Rüzgârla uğuldayan konaklara
VII
Annemiz
Babamızın ve kardeşimizin ortasında
Usulca uyurken
Uzaklaştık yaşlı atlılarla.
Boynumuz ağrıdı geriye bakmaktan
Gözlerimiz uzadı her kıvrımda.
Ama boşuna
Boşuna bizim ağlayışımız
Hastalığımız boşuna
Yönü yitirmişti atlılar
Dönemedik bir daha
VIII
Dağlardan yuvarlanan taşlar gibiydik.
Dört kızkardeş
Gölgesiyle derinleşen bir vadide
Artık bizim olmayan
Yatağımızı aradık
Aradık yatağımızı günlerce.
Kaç dağ gittiysek
O kadar uzaktık birbirimizden
O kadar yalnız kendimizle
IX
Ne son ne başlangıç
Ne içeri ne dışarı
Oradaydık
O taştan dünyanın ortasında.
Yollarımız uzadıkça
Annemizin dövmeleri kararmakta
X
Ayrılacaktık herbirimiz
Bir yolağzında.
Ama önce kim
Kim korkacaktı
Yoldan
Geceden
Ve yaşlı atlıdan.
Sıramız yoktu
Bu yüzden ürperiyorduk her ayrımda.
Ben kalmıştım sona
Önümde uzanan dar yolla
Acılarından güç alan
Bir yolcuydum artık hayatta
XI
Geldiğimde rüzgâr dolu iki konağa
Günlerce uyudum
Kilimler ve bakırlar arasında.
Rüzgârı sevebilirdim
Kapılar ve pencereler olmasa
XII
On yılım geçti rüzgârla
Üşüdüm her konakta
Konuşmanın ne anlamı var diyordum
İnsanın yankısı olmazsa
Suskun konaklar gibiydim
Kapıları gittikçe çoğalan
XIII
Gümüşler ve atlar azaldıkça
Taşınıyordum oradan oraya
Yıldızların sesini tanıyordum
Güneye yaklaştıkça
XIV
Geceleri
Yalnız ve budala ay
Bana benziyordu
Bir tuhaflık vardı gülüşümde
Büyüyordum.
Aşkı düşünüyordum arasıra
Efendisini gövdenin.
Hangi gece uykusuz kalsam
Toprak kokuyordum
Ve çıktığım her yolculukta
Yorgunluğuma aldırmadan
Düşler kuruyordum.
Yolların korkutmadığı bir zamanda
Yoksulluğuyla alay eden
Yeşil gözlü bir adam çıktı karşıma
Gözleri koyulaştı adamın
Yaşlandıkça
XV
Çocuklarım oldu o yeşil gözlü adamdan
Biri askerdeyken, diğeri kızıl saçlı olan
İki oğlan.
Ve gelinim,
Her gece kızıl saçlı oğlumla uyuyan.
Üşürdü hep
"Yenge ayakların ne sıcak"
Derdi ona sokularak.
Onüç yaşında iki çocuk
Uyurlardı her gece fısıldaşarak.
O gecelerden birinde
Yağmur girmişti uykusuna.
Saçlarını bana bırak
Saçlarını bana bırak
Diyen yağmur,
Büyülemişti oğlumu uykuda.
Saçlarını rüzgârla yıkadığı
Tepeye çıktığımda
Görünen ova
Sular altındaydı
Bulutlar yapışmıştı toprağa.
Bir kıpırtı bekliyordum
Bir ses
Oğlumu gizleyen sulardan.
Arkamda toplanan köylüler
Uçları yanan sopalarla
Karanlığı hatırlattılar bana.
Duramazdım
İndim buharlaşan toprağa.
Çamurlar arttıkça
Gücüm yetmiyordu karanlığa.
Üşümesinden korkuyordum yine
Saçlarının kirlenmesinden.
Bir ses
"Ölmüş" dediğinde
Üşümüyordu artık oğlum
Sessizdi yağmurdan.
Yüzüm çamurlu ve keder içinde
Taşıdım gövdesini,
Saçlarını taşıdım ellerimde.
Yüzükoyun bindirildiği at
Tepeyi çıkarken
Işık sızdırıyordu gizlice.
XVI
Yeşil gözlü adamın
Bıraktığı yatakta
Yaşlanıyorum tavana baktıkça.
Artık
Anneminki kadar uzun eteklerim.
Saçlarım uzun
Oğlumun kızıl saçlarından.
Kısa sürdü her şey
Yolculuklar
Ölüm
Ve konaklar
Hiçbir şey kalmadı etrafımda
İsten kararmış sütunlardan başka
Gücümü toplamalıyım son defa
Saçlarım kına kokmalı
Elma çiçekleri olmalı suyumda.
Ve tanrı beni duyuyorsa
Daracık bir mezar istiyorum ondan
Konakların büyüklüğünü
Uğultusunu unutturan
Bejan MATUR
Bejan MATUR Onun Çölünde ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR Onun Çölünde ŞİİR SÖZLERİ
Onun çölüne gittim.
Konuğum,
Duvardaki kan pıhtısında.
Onun bulduğu damar beni çağırdı.
Ve ruhum eski bir kanla yıkandı.
Onun çölüne düştüm, oturdum çadırında.
Eski bir kavmin buluşması ve töreni.
Bir yaban kuş gibi tüneyip kıyıya
Dedi ki bana "ölümsün sen"
Mutlak
Mutlak olan.
Onun çölünde gece kımıldar.
Yılan ve akrep karanlığıyla.
Hayat bir zehre gizlenir
Çoğalır sabırla.
O bıraktı beni.
Çöldeki kızıl sularda
Balıklara bakacak
Nefesimi tutarak
Uyuyacağım.
Onun çölünde her gece
Fısıldadım kumlara.
Sordum nasıl yaptıklarını çölü,
Boğmadan koyun koyuna.
Onun çölünde ölüyüm ben.
Gelin ve kaldırın beni.
Gittiği yolda bulutlara değen bir gölge bırakılmış sanki.
Bir sesle uyandıracak beni
Kahra kan olan bir aldanışla yakaracak
Tanrıya söylendim.
Nasıl da zalim gövdede varlığı onun.
Güzellik acıya kavuştuğunda yorulur ve
Hep yaşlı kalacak bir gözün ışığıyla bakar;
Her yüz bir işarettir tanrıdan.
Bunu yaşlı bir adam söylediğinde
Gözleri yoktu.
Annem öyle inanmış olmalı ki ona,
Yüzümü kederli çizdi.
Ve uzayıp tanrıya
"işte" dedi
"benim annem yeniden doğdu
annem varlığıma döndü"
Gece paslı bir kafesle durdu önümde
Dua için zaman istedim tanrıdan.
Onun varlığına adanacak hiçlik
Düş için,
O büyüde kalbime saplanan acıyla
Bağırdım;
Başka adamlar, başka dillerde dua etsinler. Bizim için.
Ölümü tanıdığımız ve sessiz olduğumuz için
Kutsasınlar.
Ölü bir yaprağın sürüklenişi gibi rüzgârda
Gövdem yitirdi yerini.
Ağır bir uykuyla gizlendi tohuma varlık.
Ağır bir istekle.
Kızıl kan pıhtısı. Tül sabah. Ört üstümü.
Koyu gücünü yüzünün nasıl çizdiyse tanrı
Ve ne gizlediyse kıvrımına gülüşünün.
Gördüm ben.
Tüllere sarılmış çölde ölümümü bekliyorum. Sakinim.
Yok bir gece bu.
Sabah uyanacak aşkı konuşacağız.
Ne çok sürdü diyecek bana.
Ne uzun sürdü hayat.
O uzun günün sabahında
Sesini duydum gün ve gecenin çakışmasının.
Bir tül işleniyormuş gibi aralarında
Kavuştular usulca.
Uyu ağır uykunu
Taşların altında ve su isteğinle kal.
Geniş bir avluda gece kapanan kapıların ağırlığı.
Sürecek olan dilsizlik.
Rüzgâr tırmalıyor kapını
Aşk uzakta.
Ne tuhaf inanmaman.
Sırtıma dokundun ve orada ayla ışıyan çizgilerin
Bir acıdan artan masumiyet olduğuna şaşırdın.
Gideceğini söyledin
İnanmadım sana.
Oysa ben daha doğmadan biliyordum.
Acılı bir ruhta oyalanan bir gövde bu.
Saf ve çocukça bir düşün yatağında.
Kan ve susuşla dinlenen ten kabullenir.
Beyaz tül yatağında başucuma
Camdan bir göz bırakıp gittin.
Ona fısıldanan sözlerin
Aşk olan varlığı
O gidince karardı.
Yüzeyinde göğün
Beyaz ve kıpırtısızım.
Acıdan bir okla çıktım
Bekleyiş yatağından.
İçimde siyah bir taş.
Atları gördüm.
Kapı önlerinde oturan insanı, sözü.
Çok yaşanmış bir çığlıkla hayat.
Bir sırrın bana verilmediği yerden
Sordum ona
Bana ne söyleyeceksin?
Çölün söylemediği ne?
Ruhumu orada tutan ağırlıkla
Geceye ilendi tenim.
Ve çağırmadı çölü varlığım
Ondan sonra.
Aynaya dönüyorum
Değişmiş gözlerim.
Çölde kumlara bakan kadın
Kedere bakan
Artık benim.
Gördüm çizgilerini avuçlarının
Çöl her şeyi söyledi bana.
Anladım nerede bitti aşk
Kan pıhtılı odanda uyanan gövdem
Neden sığmadı varlığa.
Seni yaprakların gölgeli yalnızlığına bırakıyorum.
Gün doğumunda uyanan nefese ve sana dönen gözlerin
Yakaran çizgisine.
Çölden aldığını çöle ver
Hayattan aldığını hayata.
Artık beklemiyorum
Kal orada.
Geride, tepelerin art arda dizilmekle
Var ettikleri dünya bir hiçlik ahtı gibi.
Bir hiç ve gölge.
Gece ay
Gece tül ve yokluk.
Yok gece.
Çölden aldığını çöle ver
Hayattan aldığını hayata.
Bejan MATUR
Onun çölüne gittim.
Konuğum,
Duvardaki kan pıhtısında.
Onun bulduğu damar beni çağırdı.
Ve ruhum eski bir kanla yıkandı.
Onun çölüne düştüm, oturdum çadırında.
Eski bir kavmin buluşması ve töreni.
Bir yaban kuş gibi tüneyip kıyıya
Dedi ki bana "ölümsün sen"
Mutlak
Mutlak olan.
Onun çölünde gece kımıldar.
Yılan ve akrep karanlığıyla.
Hayat bir zehre gizlenir
Çoğalır sabırla.
O bıraktı beni.
Çöldeki kızıl sularda
Balıklara bakacak
Nefesimi tutarak
Uyuyacağım.
Onun çölünde her gece
Fısıldadım kumlara.
Sordum nasıl yaptıklarını çölü,
Boğmadan koyun koyuna.
Onun çölünde ölüyüm ben.
Gelin ve kaldırın beni.
Gittiği yolda bulutlara değen bir gölge bırakılmış sanki.
Bir sesle uyandıracak beni
Kahra kan olan bir aldanışla yakaracak
Tanrıya söylendim.
Nasıl da zalim gövdede varlığı onun.
Güzellik acıya kavuştuğunda yorulur ve
Hep yaşlı kalacak bir gözün ışığıyla bakar;
Her yüz bir işarettir tanrıdan.
Bunu yaşlı bir adam söylediğinde
Gözleri yoktu.
Annem öyle inanmış olmalı ki ona,
Yüzümü kederli çizdi.
Ve uzayıp tanrıya
"işte" dedi
"benim annem yeniden doğdu
annem varlığıma döndü"
Gece paslı bir kafesle durdu önümde
Dua için zaman istedim tanrıdan.
Onun varlığına adanacak hiçlik
Düş için,
O büyüde kalbime saplanan acıyla
Bağırdım;
Başka adamlar, başka dillerde dua etsinler. Bizim için.
Ölümü tanıdığımız ve sessiz olduğumuz için
Kutsasınlar.
Ölü bir yaprağın sürüklenişi gibi rüzgârda
Gövdem yitirdi yerini.
Ağır bir uykuyla gizlendi tohuma varlık.
Ağır bir istekle.
Kızıl kan pıhtısı. Tül sabah. Ört üstümü.
Koyu gücünü yüzünün nasıl çizdiyse tanrı
Ve ne gizlediyse kıvrımına gülüşünün.
Gördüm ben.
Tüllere sarılmış çölde ölümümü bekliyorum. Sakinim.
Yok bir gece bu.
Sabah uyanacak aşkı konuşacağız.
Ne çok sürdü diyecek bana.
Ne uzun sürdü hayat.
O uzun günün sabahında
Sesini duydum gün ve gecenin çakışmasının.
Bir tül işleniyormuş gibi aralarında
Kavuştular usulca.
Uyu ağır uykunu
Taşların altında ve su isteğinle kal.
Geniş bir avluda gece kapanan kapıların ağırlığı.
Sürecek olan dilsizlik.
Rüzgâr tırmalıyor kapını
Aşk uzakta.
Ne tuhaf inanmaman.
Sırtıma dokundun ve orada ayla ışıyan çizgilerin
Bir acıdan artan masumiyet olduğuna şaşırdın.
Gideceğini söyledin
İnanmadım sana.
Oysa ben daha doğmadan biliyordum.
Acılı bir ruhta oyalanan bir gövde bu.
Saf ve çocukça bir düşün yatağında.
Kan ve susuşla dinlenen ten kabullenir.
Beyaz tül yatağında başucuma
Camdan bir göz bırakıp gittin.
Ona fısıldanan sözlerin
Aşk olan varlığı
O gidince karardı.
Yüzeyinde göğün
Beyaz ve kıpırtısızım.
Acıdan bir okla çıktım
Bekleyiş yatağından.
İçimde siyah bir taş.
Atları gördüm.
Kapı önlerinde oturan insanı, sözü.
Çok yaşanmış bir çığlıkla hayat.
Bir sırrın bana verilmediği yerden
Sordum ona
Bana ne söyleyeceksin?
Çölün söylemediği ne?
Ruhumu orada tutan ağırlıkla
Geceye ilendi tenim.
Ve çağırmadı çölü varlığım
Ondan sonra.
Aynaya dönüyorum
Değişmiş gözlerim.
Çölde kumlara bakan kadın
Kedere bakan
Artık benim.
Gördüm çizgilerini avuçlarının
Çöl her şeyi söyledi bana.
Anladım nerede bitti aşk
Kan pıhtılı odanda uyanan gövdem
Neden sığmadı varlığa.
Seni yaprakların gölgeli yalnızlığına bırakıyorum.
Gün doğumunda uyanan nefese ve sana dönen gözlerin
Yakaran çizgisine.
Çölden aldığını çöle ver
Hayattan aldığını hayata.
Artık beklemiyorum
Kal orada.
Geride, tepelerin art arda dizilmekle
Var ettikleri dünya bir hiçlik ahtı gibi.
Bir hiç ve gölge.
Gece ay
Gece tül ve yokluk.
Yok gece.
Çölden aldığını çöle ver
Hayattan aldığını hayata.
Bejan MATUR
Bejan MATUR Mutsuz Kraliçe ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR Mutsuz Kraliçe ŞİİR SÖZLERİ
Etekleri buz tutmuş
O mutsuz kraliçe
Artık inanmıyor
Gözün büyüsüne
Günlerdir beklediği ses
Gizlenmiş tepelerin ötesine
Arasıra buluşup
Kervanların sığacağı darlıktaki
Sokaklardan sözeden adam artık yok
Anlayan yok
Baharat satılan hanların
Kokulu yalnızlığından
Bir ses bekliyor ısrarla
İnce parmaklı tütün kokusundan
Ormanda fısıldayan
Güz kadar yaşlı kraliçe
Dökülüyor
Buzdan ve siyah eteğiyle
Bejan MATUR
Etekleri buz tutmuş
O mutsuz kraliçe
Artık inanmıyor
Gözün büyüsüne
Günlerdir beklediği ses
Gizlenmiş tepelerin ötesine
Arasıra buluşup
Kervanların sığacağı darlıktaki
Sokaklardan sözeden adam artık yok
Anlayan yok
Baharat satılan hanların
Kokulu yalnızlığından
Bir ses bekliyor ısrarla
İnce parmaklı tütün kokusundan
Ormanda fısıldayan
Güz kadar yaşlı kraliçe
Dökülüyor
Buzdan ve siyah eteğiyle
Bejan MATUR
Bejan MATUR Keşişler Geçti Ölümden ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR Keşişler Geçti Ölümden ŞİİR SÖZLERİ
Yüzüm eskiydi
Zaman sonrasız, unutkan
Yatağım öyle derin
Onca batık hüznü taşıyan
Keşişler geçti ölümden
Kan ve tufan
Ses ve susuş
Yankı ve buz
Karaya bağlayan
Batmak için kara göründü
Kıyıya sağır dalga durmaz
Bejan MATUR
Yüzüm eskiydi
Zaman sonrasız, unutkan
Yatağım öyle derin
Onca batık hüznü taşıyan
Keşişler geçti ölümden
Kan ve tufan
Ses ve susuş
Yankı ve buz
Karaya bağlayan
Batmak için kara göründü
Kıyıya sağır dalga durmaz
Bejan MATUR
Bejan MATUR Kadınlar ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR Kadınlar ŞİİR SÖZLERİ
Mavi dövmeleri
Ve bitmek bilmez yasların çürük izleriyle
Durup ateşe bakıyorlar.
Rüzgâr estiğinde hepsi ürperiyor
Göğüsleri değiyor toprağa
Ellerinde yanan odunlar taşıyan kadınlar
Siyah kazanların pası çökmüş yaşlılığıyla
Dolaşıp duruyorlar.
Ateşin öfkesi kabardığında
Sesler artıyor.
Orada ateş hiç bitmiyor
Söndürmek bir belâ
Göğüsleri pörsüyen kadınlar
Ellerinin korkunç inceliğiyle
Tutacakları odunların sertliğini düşünmekte
Ve susmaktalar.
Sustuklarında yaşları farkedilmiyor
Toprak kokuyor bağırdıklarında
Nereye yaslanacaklarını unuttuklarından
Gözlerini toprağa bırakıyorlar
Çünkü bulutlar gökte kalıcı değil
En içten
Toprağa veriyorlar kendilerini
Ve kokuyorlar arasıra
Bejan MATUR
Mavi dövmeleri
Ve bitmek bilmez yasların çürük izleriyle
Durup ateşe bakıyorlar.
Rüzgâr estiğinde hepsi ürperiyor
Göğüsleri değiyor toprağa
Ellerinde yanan odunlar taşıyan kadınlar
Siyah kazanların pası çökmüş yaşlılığıyla
Dolaşıp duruyorlar.
Ateşin öfkesi kabardığında
Sesler artıyor.
Orada ateş hiç bitmiyor
Söndürmek bir belâ
Göğüsleri pörsüyen kadınlar
Ellerinin korkunç inceliğiyle
Tutacakları odunların sertliğini düşünmekte
Ve susmaktalar.
Sustuklarında yaşları farkedilmiyor
Toprak kokuyor bağırdıklarında
Nereye yaslanacaklarını unuttuklarından
Gözlerini toprağa bırakıyorlar
Çünkü bulutlar gökte kalıcı değil
En içten
Toprağa veriyorlar kendilerini
Ve kokuyorlar arasıra
Bejan MATUR
Bejan MATUR Her Kadın Kendi Ağacını Tanır ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR Her Kadın Kendi Ağacını Tanır ŞİİR SÖZLERİ
Sana geldiğimde
Kanatlarını,
Siyah taşlarla örülmüş
O ıssız şehrin üzerinde açacak,
Bulduğum bir ağacın dallarına tüneyecek
Ve acıyla bağıracaktım.
Her kadın kendi ağacını tanır.
Uçtum o gece.
Karanlığın girmeye korktuğu şehri geçtim.
Gölge olmayınca ruh yalnızdı. Uludum.
Bejan MATUR
Sana geldiğimde
Kanatlarını,
Siyah taşlarla örülmüş
O ıssız şehrin üzerinde açacak,
Bulduğum bir ağacın dallarına tüneyecek
Ve acıyla bağıracaktım.
Her kadın kendi ağacını tanır.
Uçtum o gece.
Karanlığın girmeye korktuğu şehri geçtim.
Gölge olmayınca ruh yalnızdı. Uludum.
Bejan MATUR
Bejan MATUR Dünyada Olmak Acıdır. Öğrendim. ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR Dünyada Olmak Acıdır. Öğrendim. ŞİİR SÖZLERİ
Yeryüzündeki tüm kızıl taşlara
Tanrının kanı sürülmüştür.
Bu yüzden kızıl taşlar
Çocukluğumuzu öğretir.
Tanrı, biz çocukken,
Yanımızda dolaşır.
Küpemize dokunur
Ve kolyemize.
Pabuçlarımıza ve kurdelamızın
Kızçocuk olmak kıvrımına girer
Saklanır.
Kızıl bir elbise ve yatak almalıyım,
Kızıl bir yüzük,
Ve lamba.
O zaman olmalı ki,
Annenin zamanı başlar ve tükenir.
Beklemeyi bilen kan,
Taş olmayı da bilir.
Dünyada olmak acıdır. Öğrendim.
Kızıl karanlık
Mavi karanlık
Ve başlangıç
Bir anlamı olmalı ki bunların,
Bırakmaz bizi annemiz ve tanrımız.
Bejan MATUR
Yeryüzündeki tüm kızıl taşlara
Tanrının kanı sürülmüştür.
Bu yüzden kızıl taşlar
Çocukluğumuzu öğretir.
Tanrı, biz çocukken,
Yanımızda dolaşır.
Küpemize dokunur
Ve kolyemize.
Pabuçlarımıza ve kurdelamızın
Kızçocuk olmak kıvrımına girer
Saklanır.
Kızıl bir elbise ve yatak almalıyım,
Kızıl bir yüzük,
Ve lamba.
O zaman olmalı ki,
Annenin zamanı başlar ve tükenir.
Beklemeyi bilen kan,
Taş olmayı da bilir.
Dünyada olmak acıdır. Öğrendim.
Kızıl karanlık
Mavi karanlık
Ve başlangıç
Bir anlamı olmalı ki bunların,
Bırakmaz bizi annemiz ve tanrımız.
Bejan MATUR
Bejan MATUR Dua ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR Dua ŞİİR SÖZLERİ
Biri yaprak, diğeri yılan olan
İki yüzüğümü
Işığın gölgesinde bıraktım
Beni uyutmaları için.
Bu gece ay doğarsa
İçi dolacak yüzüklerimin.
İçimin yatağına
Çekilirse gözlerim,
Toz meleğim gelir
Uyku meleğim.
Kanadını silkeler
Döner
ve dua eder
Uykuyla doluncaya kadar
Yüzüklerim.
Dokunup kendime
Tenim yumuşamış
Dedirten gece
Gövdemde yokluğun
Rengi beyaz
Bilmiyor kimse.
Bu gece uyursam
Uykum
Gecenin acı göğünden süzülür
Gövdeme yerleşirse
Bir ses
Çiçeğine konarsa
Çocukluk defterimin
Toz meleğim gelir
Uyku meleğim
Kanadını silkeler
Döner
ve dua eder
Uykuyla doluncaya kadar
Yüzüklerim.
Melek sorar
Anne tanrı nedir
Sonsuzluktur yavrum
Fakat sonu yok onun da.
Bu gece meleğimin
Kalbi daralmış
Bilmiyor tozundan uyku yapmayı
Unutmayı.
Kanadını kırmadan sevincimin
Bilmiyor uçmayı
Melek uyumaz
Aslında erkek de olmaz melek
İnatçı ve kuru bir evcilik ağacı
Ay çocuğu olsaydım keşke
Bu gece meleğimin
Kalbi daralmış
Bilmiyor tozundan uyku yapmayı
Unutmayı
Meleğim kanadını süzse
Dökse üstüne yüzüklerin
Geceye verse içini
Uyku getirse...
Bejan MATUR
Biri yaprak, diğeri yılan olan
İki yüzüğümü
Işığın gölgesinde bıraktım
Beni uyutmaları için.
Bu gece ay doğarsa
İçi dolacak yüzüklerimin.
İçimin yatağına
Çekilirse gözlerim,
Toz meleğim gelir
Uyku meleğim.
Kanadını silkeler
Döner
ve dua eder
Uykuyla doluncaya kadar
Yüzüklerim.
Dokunup kendime
Tenim yumuşamış
Dedirten gece
Gövdemde yokluğun
Rengi beyaz
Bilmiyor kimse.
Bu gece uyursam
Uykum
Gecenin acı göğünden süzülür
Gövdeme yerleşirse
Bir ses
Çiçeğine konarsa
Çocukluk defterimin
Toz meleğim gelir
Uyku meleğim
Kanadını silkeler
Döner
ve dua eder
Uykuyla doluncaya kadar
Yüzüklerim.
Melek sorar
Anne tanrı nedir
Sonsuzluktur yavrum
Fakat sonu yok onun da.
Bu gece meleğimin
Kalbi daralmış
Bilmiyor tozundan uyku yapmayı
Unutmayı.
Kanadını kırmadan sevincimin
Bilmiyor uçmayı
Melek uyumaz
Aslında erkek de olmaz melek
İnatçı ve kuru bir evcilik ağacı
Ay çocuğu olsaydım keşke
Bu gece meleğimin
Kalbi daralmış
Bilmiyor tozundan uyku yapmayı
Unutmayı
Meleğim kanadını süzse
Dökse üstüne yüzüklerin
Geceye verse içini
Uyku getirse...
Bejan MATUR
Bejan MATUR Çürüme, Tanrıdan Gizlenen ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR Çürüme, Tanrıdan Gizlenen ŞİİR SÖZLERİ
Keskin bir kılıçla toprağa çizilmiş
Dar ve kavuşmasız sokaklar.
Kan izi, kaçıyor hayat.
Küf, eski yurdun belleğinden akarak,
Giriyor duvarlara.
Çürüme,tanrıdan gizlenen.
Ve kurban edilecek oğul hazır.
Kediler,eski karanlık prenslerin yerinde,
Uzun kuyruklarıyla duruyorlar.
Fıskiyelerin gölgesi,
Dişli hançer,
İçerde ilerleyen çelik.
Ve bir halktan artakalan lehçe,
Tütsü,
Merdiven.
Her kapı eğilecek bir boynu bekliyor.
Bejan MATUR
Keskin bir kılıçla toprağa çizilmiş
Dar ve kavuşmasız sokaklar.
Kan izi, kaçıyor hayat.
Küf, eski yurdun belleğinden akarak,
Giriyor duvarlara.
Çürüme,tanrıdan gizlenen.
Ve kurban edilecek oğul hazır.
Kediler,eski karanlık prenslerin yerinde,
Uzun kuyruklarıyla duruyorlar.
Fıskiyelerin gölgesi,
Dişli hançer,
İçerde ilerleyen çelik.
Ve bir halktan artakalan lehçe,
Tütsü,
Merdiven.
Her kapı eğilecek bir boynu bekliyor.
Bejan MATUR
Bejan MATUR Beyaz Meselâ ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR Beyaz Meselâ ŞİİR SÖZLERİ
İnsan duvarları olmayan tapınakta
Bir gece uyusa
Sanıyor ki kederi azalacak.
Ama yetmiyor
Bezler bağlıyor
Bulduğu her ağaca.
Hikâyeler anlatıyor
İnanıyor aşkın hep olacağına.
Oysa aşk biter
Dinginliği başlar göllerin.
Bekleyiş,
Sonsuz mavi bir göz olur
Camdan ve gittikçe uzayan.
Acı verir bazan renkler
Beyaz meselâ
Kuş gibidir insan beyaz bir yatakta
Ölümü gibi çocukların
Soluğu kesik
Suda dolaşan.
Bir kaya mezarında ağlayan adam
Ölülerini suya ve göğe gömüp,
Gelir acısıyla avunmaya.
Dua ve kuş gibidir zaman
Bir şey olur bulutlara,
Bir ağırlık
Bir koyuluk taşırlar uzaktan.
Tuhaf yitik hayatların
Seslerini doldururlar kovuklara.
Bir şey olur
Sarnıçtaki sularda
Unutulmuş anahtar parlayınca
Yağmurumuz der biri
Sarnıçlarımızda gizli
Acımız avuçlarımızda.
Bejan MATUR
İnsan duvarları olmayan tapınakta
Bir gece uyusa
Sanıyor ki kederi azalacak.
Ama yetmiyor
Bezler bağlıyor
Bulduğu her ağaca.
Hikâyeler anlatıyor
İnanıyor aşkın hep olacağına.
Oysa aşk biter
Dinginliği başlar göllerin.
Bekleyiş,
Sonsuz mavi bir göz olur
Camdan ve gittikçe uzayan.
Acı verir bazan renkler
Beyaz meselâ
Kuş gibidir insan beyaz bir yatakta
Ölümü gibi çocukların
Soluğu kesik
Suda dolaşan.
Bir kaya mezarında ağlayan adam
Ölülerini suya ve göğe gömüp,
Gelir acısıyla avunmaya.
Dua ve kuş gibidir zaman
Bir şey olur bulutlara,
Bir ağırlık
Bir koyuluk taşırlar uzaktan.
Tuhaf yitik hayatların
Seslerini doldururlar kovuklara.
Bir şey olur
Sarnıçtaki sularda
Unutulmuş anahtar parlayınca
Yağmurumuz der biri
Sarnıçlarımızda gizli
Acımız avuçlarımızda.
Bejan MATUR
Bejan MATUR Ayın Büyüttüğü Oğullar ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR Ayın Büyüttüğü Oğullar ŞİİR SÖZLERİ
Bize kanlı bir uykunun, bir kardeşlik sabahı başlatacağı
müjdelenmedi.
Cinayetten dönen kardeşiniz, gölgesini gizlediği duvarların
ötesini görür.
Ellerini yıkar ve sizi dünyada bir söz olarak bırakır.
Sessiz bir törenle iç geçirme arasında duran yerde gömdüm onları.
Ölü oğullar. Kurban hepsi.
Sanki onlara, kurban oluşlarını hatırlatmak için var yeryüzü.
Yüzleşiyoruz.
Sızlanmaya başlayan bir çırpınmada "yeter" diyorum.
"gidin ve öldürmeyin"
ağzımda kesik bir gülüş. Kâbus olmalı.
Bir cinayetten dönen kardeşim korkutuyor beni.
Kanlar içinde uyanıyorum. Terliyim.
Aç gözlerini. Tırnaklarını acıyan yerlerine bastır.
Biri var mı göğsümü mendiliyle silecek.
Kardeşim bir cinayetten dönüyor. Karanlık dehlizlerden.
Siyah paltosu
Ve gözleriyle.
Ona benzemeyeceğim.
Gece ayaklarımız okşandı ve büyük dağları geçeceğimiz söylendi.
Karlarla bekletilmiş büyük dağları geçtik.
Bahçede ilk gün keskin bir çizgiyle yan yana duran üç yıldızı gördük.
Mutlak. Yol açıcı.
"Bakmak istiyorum ayaklarına" dedi eğilen bir ses.
Onlara, bir daha görüşmeyebiliriz demedim.
Hepimiz biliyorduk.
O dağ oğullarını yedi.
Ve onları bir sese kapattı.
Kolu yok kiminin.
Kimi kör.
Kardeşlik eski bir masalın bilgisinde kaldı.
Kardeşlik acımaydı.
Bejan MATUR
Bize kanlı bir uykunun, bir kardeşlik sabahı başlatacağı
müjdelenmedi.
Cinayetten dönen kardeşiniz, gölgesini gizlediği duvarların
ötesini görür.
Ellerini yıkar ve sizi dünyada bir söz olarak bırakır.
Sessiz bir törenle iç geçirme arasında duran yerde gömdüm onları.
Ölü oğullar. Kurban hepsi.
Sanki onlara, kurban oluşlarını hatırlatmak için var yeryüzü.
Yüzleşiyoruz.
Sızlanmaya başlayan bir çırpınmada "yeter" diyorum.
"gidin ve öldürmeyin"
ağzımda kesik bir gülüş. Kâbus olmalı.
Bir cinayetten dönen kardeşim korkutuyor beni.
Kanlar içinde uyanıyorum. Terliyim.
Aç gözlerini. Tırnaklarını acıyan yerlerine bastır.
Biri var mı göğsümü mendiliyle silecek.
Kardeşim bir cinayetten dönüyor. Karanlık dehlizlerden.
Siyah paltosu
Ve gözleriyle.
Ona benzemeyeceğim.
Gece ayaklarımız okşandı ve büyük dağları geçeceğimiz söylendi.
Karlarla bekletilmiş büyük dağları geçtik.
Bahçede ilk gün keskin bir çizgiyle yan yana duran üç yıldızı gördük.
Mutlak. Yol açıcı.
"Bakmak istiyorum ayaklarına" dedi eğilen bir ses.
Onlara, bir daha görüşmeyebiliriz demedim.
Hepimiz biliyorduk.
O dağ oğullarını yedi.
Ve onları bir sese kapattı.
Kolu yok kiminin.
Kimi kör.
Kardeşlik eski bir masalın bilgisinde kaldı.
Kardeşlik acımaydı.
Bejan MATUR
Bejan MATUR An ve Masal ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR An ve Masal ŞİİR SÖZLERİ
Güneşin ve suyun tadıyla
Uçunca bulutların tarlasına
Orada gece yok
Gece olmuyor uzaklarda
Boynumda gümüş bir kafes
Sadakatsiz bir cariye gibi
Uzanıp kıvrıldım ayın ortasına
O bir dede
Ben bir tanrıça
Günlerce uçtuk alacakaranlıkta
Boynum ince
Kalbim boş
Sürdüm yüzümü ağaçlara
Rüzgâra sürdüm gözlerimi acıyla
Geçtiğim yollar
Ve uçtuğum
O gecesiz gökyüzü
Bulutların tarlasında oturan
Tanrı kadar yorgun
Fısıldadılar:
An ve masal
An ve masal
Bejan MATUR
Güneşin ve suyun tadıyla
Uçunca bulutların tarlasına
Orada gece yok
Gece olmuyor uzaklarda
Boynumda gümüş bir kafes
Sadakatsiz bir cariye gibi
Uzanıp kıvrıldım ayın ortasına
O bir dede
Ben bir tanrıça
Günlerce uçtuk alacakaranlıkta
Boynum ince
Kalbim boş
Sürdüm yüzümü ağaçlara
Rüzgâra sürdüm gözlerimi acıyla
Geçtiğim yollar
Ve uçtuğum
O gecesiz gökyüzü
Bulutların tarlasında oturan
Tanrı kadar yorgun
Fısıldadılar:
An ve masal
An ve masal
Bejan MATUR
Bejan MATUR Allahın Duvarında Bir Harftir Kadın ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR Allahın Duvarında Bir Harftir Kadın ŞİİR SÖZLERİ
I
Allahın duvarında bir harftir kadın
Siyah kuğuya benzer
Beklemeyi öğrenmiş
II
Ölüm
Zamana
Bekleme git dediği gün
Bildim.
Gün vurmadı yüzüne çinilerin
Çinilere yatırdım oğlumu
Boğdum.
Karnımda büyüdüğü gün bildim
Siyah bir kuğu gibi,
Allahın harflerinden süzülüp
Avluya giren kadın
Su sesinde kendini diledi.
III
Gölgesinde şadırvanın
Günlerce bekledi.
İnsan olmak istiyordu
Kanatlarından kurtulmak.
Şadırvanda aktıkça su
Kanatları inceldi.
Ve kaldırınca kanadını
İçinde bir yılan gördü.
Değişmiş kabuğu
Zarı incelmiş.
Boynunu uzatıp derine baksa
Çürümüş bir oğul görecekti
Bakmadı hiç.
IV
Avludaki dilenci
Allahın harflerini bilmeyenler
Günaha girecek diyordu şarkısında
Sela sesiyle su
Karıştı kadında
V
Ölüm zamana bekleme git derken
Bekledim avluda.
Allahın harflerini bilmiyordum
Zaman bendim
Günah da.
Bejan MATUR
I
Allahın duvarında bir harftir kadın
Siyah kuğuya benzer
Beklemeyi öğrenmiş
II
Ölüm
Zamana
Bekleme git dediği gün
Bildim.
Gün vurmadı yüzüne çinilerin
Çinilere yatırdım oğlumu
Boğdum.
Karnımda büyüdüğü gün bildim
Siyah bir kuğu gibi,
Allahın harflerinden süzülüp
Avluya giren kadın
Su sesinde kendini diledi.
III
Gölgesinde şadırvanın
Günlerce bekledi.
İnsan olmak istiyordu
Kanatlarından kurtulmak.
Şadırvanda aktıkça su
Kanatları inceldi.
Ve kaldırınca kanadını
İçinde bir yılan gördü.
Değişmiş kabuğu
Zarı incelmiş.
Boynunu uzatıp derine baksa
Çürümüş bir oğul görecekti
Bakmadı hiç.
IV
Avludaki dilenci
Allahın harflerini bilmeyenler
Günaha girecek diyordu şarkısında
Sela sesiyle su
Karıştı kadında
V
Ölüm zamana bekleme git derken
Bekledim avluda.
Allahın harflerini bilmiyordum
Zaman bendim
Günah da.
Bejan MATUR
Bejan MATUR Allahın Çocukluğu ŞİİR SÖZLERİ
Bejan MATUR Allahın Çocukluğu ŞİİR SÖZLERİ
İnsanın dönüp döneceği yerdir
Çocukluğu.
Sabah ezanı
Bu yüzden
Müslümanlara
Allahın selamını öğretir.
Allahın çocukluğu
Gündoğumunda
Ölüleri anmakla başlar.
Ve anne ölür
Ezanda ölür anne
Selamı üzerine olan her çocuk
Allahı düşünür.
Dili vardır taşların.
Sabahları en çok
Islak bir huzurla
Yatarken onlar
İçleri ıslanmış kadınlar
Pörsümüş yorgun erkekler
Kutsanmak umuduyla
Kıvrılır uyurlar.
Hepsi laf bunların.
Bana kalsa
Ağır bir abdest kokusu
İnce belli sürahiler
Kadınların nemli apışaraları kokan
Pazen donları.
Burada
Sözolmamış sesin kederiyle
Başlar gün.
Ve denir ki;
Kaderinizi sevin
Sevin kaderinizi
Ve hayat için
Tatlı bir tesadüf deyin.
Ağır bir abdest kokusu
İnce belli sürahiler
Kadınların apışarası nemli pazen donları
Ve mantarlı ayakları erkeklerin.
Şadırvanda alaca su:
Damlar
Damlar.
Ellerin beyazlığındadır ölüm
Gövdenin kıvrımında.
Benim erkeğimi isterken titreyen
İçimin suyunda
Ben unuttum her şeyi.
Geldiğim yeri
Annemi, babamı,
Mezarlığa gitmeyi.
Orada yapayalnız kaldı meşe
Ölülerin arasında ölümü en iyi anlatan meşe.
Bir ağaç nerede duruyorsa
Benziyor oraya.
Meşe mesela
Akdeniz'de taşların arasında
Farklı mı taşlardan?
Selvi, ölülerin karanlık bir ah'la
Durdukları son anın ipidir.
Salkım söğüt, yaslı söğüt
Suya kaptırmış içini, kırılgan.
Benzer her şey baktığına.
Ben anneme benzerim
Babama da tabii.
Ve büyük halamın evinde yaşayan kediye de.
Aslında şu yeryüzünü denizlerle düşünmemiz yok mu
Hata ediyoruz.
Dünyanın nefes aldığı bir ilk andı denizleri yapan.
Dağları yapan bir öfkeydi
Böyle söylüyor ilk kitaplar.
Her dilin kendinden önce,
Çok önce bir hayatı var.
Ve onu sadece
Bu kitaplar konuşuyor.
Susarak bakıyoruz biz
Hatırlamayarak.
Şairler bir bok anlamıyorlar aslında
Dünyanın çocuk kalmış bir acısı var
Ve bu ezanda çıkıyor ortaya.
Allahın selamı ölülerin üzerine oluyor
Aşk diye bir şeyin farkına varıyor insan
Dönmeyi öğreniyor
Yerden kurtularak
Durmadan dönerek
Çölde yaşayanlara fısıldanmış bir hakikatle
Kurur toprak
Nehir dediğin çölde kaybolur.
Toprağını gizler nehir dediğin.
Hiçliği tarif eden hiçliği anlar.
Yokluğa bürünmek o ilk anda.
Bir nehir tanıyorum
Kayboluyor
Bir çölün şehvetli karnında.
Bir ayan olma hali belki,
Ona en yakın göl
Kayıklarını tutarak içinde,
Balçığını yutuyor.
Ama biliyor ki,
Bir göl yutunca suyunu
Ortada kalır
Bir göl yutunca balıklarını
Kararır.
Tüm göllerini göremeden yeryüzünün
Öleceğiz.
Ne acı.
Gündoğumuyla gelen huzura da
Günbatımının sancısına da
Yabancısın.
De ki;
Sabahın efendisi sen değilsin
Kimse değil.
Yol gidenin
Gün dönenindir
Şiir hayatın
Ve görenin.
Allahın selamı
Müslümanların ülkesinde
Ölülerin üzerine olsun diyerek
Kanatır günü.
İnsanın çocukluğu annenin ölümüyle başlar
Bitmez çocukluğu annesi ölenin.
De ki;
Sabahın efendisi sen değilsin
Kimse değil.
Kanamış bir solukla bakmaktan
Yoruldum.
Kimsesi yok kimsenin.
Bejan MATUR
İnsanın dönüp döneceği yerdir
Çocukluğu.
Sabah ezanı
Bu yüzden
Müslümanlara
Allahın selamını öğretir.
Allahın çocukluğu
Gündoğumunda
Ölüleri anmakla başlar.
Ve anne ölür
Ezanda ölür anne
Selamı üzerine olan her çocuk
Allahı düşünür.
Dili vardır taşların.
Sabahları en çok
Islak bir huzurla
Yatarken onlar
İçleri ıslanmış kadınlar
Pörsümüş yorgun erkekler
Kutsanmak umuduyla
Kıvrılır uyurlar.
Hepsi laf bunların.
Bana kalsa
Ağır bir abdest kokusu
İnce belli sürahiler
Kadınların nemli apışaraları kokan
Pazen donları.
Burada
Sözolmamış sesin kederiyle
Başlar gün.
Ve denir ki;
Kaderinizi sevin
Sevin kaderinizi
Ve hayat için
Tatlı bir tesadüf deyin.
Ağır bir abdest kokusu
İnce belli sürahiler
Kadınların apışarası nemli pazen donları
Ve mantarlı ayakları erkeklerin.
Şadırvanda alaca su:
Damlar
Damlar.
Ellerin beyazlığındadır ölüm
Gövdenin kıvrımında.
Benim erkeğimi isterken titreyen
İçimin suyunda
Ben unuttum her şeyi.
Geldiğim yeri
Annemi, babamı,
Mezarlığa gitmeyi.
Orada yapayalnız kaldı meşe
Ölülerin arasında ölümü en iyi anlatan meşe.
Bir ağaç nerede duruyorsa
Benziyor oraya.
Meşe mesela
Akdeniz'de taşların arasında
Farklı mı taşlardan?
Selvi, ölülerin karanlık bir ah'la
Durdukları son anın ipidir.
Salkım söğüt, yaslı söğüt
Suya kaptırmış içini, kırılgan.
Benzer her şey baktığına.
Ben anneme benzerim
Babama da tabii.
Ve büyük halamın evinde yaşayan kediye de.
Aslında şu yeryüzünü denizlerle düşünmemiz yok mu
Hata ediyoruz.
Dünyanın nefes aldığı bir ilk andı denizleri yapan.
Dağları yapan bir öfkeydi
Böyle söylüyor ilk kitaplar.
Her dilin kendinden önce,
Çok önce bir hayatı var.
Ve onu sadece
Bu kitaplar konuşuyor.
Susarak bakıyoruz biz
Hatırlamayarak.
Şairler bir bok anlamıyorlar aslında
Dünyanın çocuk kalmış bir acısı var
Ve bu ezanda çıkıyor ortaya.
Allahın selamı ölülerin üzerine oluyor
Aşk diye bir şeyin farkına varıyor insan
Dönmeyi öğreniyor
Yerden kurtularak
Durmadan dönerek
Çölde yaşayanlara fısıldanmış bir hakikatle
Kurur toprak
Nehir dediğin çölde kaybolur.
Toprağını gizler nehir dediğin.
Hiçliği tarif eden hiçliği anlar.
Yokluğa bürünmek o ilk anda.
Bir nehir tanıyorum
Kayboluyor
Bir çölün şehvetli karnında.
Bir ayan olma hali belki,
Ona en yakın göl
Kayıklarını tutarak içinde,
Balçığını yutuyor.
Ama biliyor ki,
Bir göl yutunca suyunu
Ortada kalır
Bir göl yutunca balıklarını
Kararır.
Tüm göllerini göremeden yeryüzünün
Öleceğiz.
Ne acı.
Gündoğumuyla gelen huzura da
Günbatımının sancısına da
Yabancısın.
De ki;
Sabahın efendisi sen değilsin
Kimse değil.
Yol gidenin
Gün dönenindir
Şiir hayatın
Ve görenin.
Allahın selamı
Müslümanların ülkesinde
Ölülerin üzerine olsun diyerek
Kanatır günü.
İnsanın çocukluğu annenin ölümüyle başlar
Bitmez çocukluğu annesi ölenin.
De ki;
Sabahın efendisi sen değilsin
Kimse değil.
Kanamış bir solukla bakmaktan
Yoruldum.
Kimsesi yok kimsenin.
Bejan MATUR
Rainer Maria RİLKE Yalnızlık ŞİİR SÖZLERİ
Rainer Maria RİLKE Yalnızlık ŞİİR SÖZLERİ
Yalnızlık bir yağmura benzer,
Yükselir akşamlara denizlerden
Uzak, ıssız ovalardan eser,
Ağar gider göklere, her zaman göklerdedir
Ve kentin üstüne göklerden düşer.
Erselik saatlerde yağar yere
Yüzlerini sabaha döndürünce sokaklar,
Umduğunu bulamamış, üzgün yaslı
Ayrılınca birbirinden gövdeler;
Ve insanlar karşılıklı nefretler içinde
Yatarken aynı yatakta yan yana:
Akar, akar yalnızlık ırmaklarca.
Çeviri: Behçet NECATİGİL
Yalnızlık bir yağmura benzer,
Yükselir akşamlara denizlerden
Uzak, ıssız ovalardan eser,
Ağar gider göklere, her zaman göklerdedir
Ve kentin üstüne göklerden düşer.
Erselik saatlerde yağar yere
Yüzlerini sabaha döndürünce sokaklar,
Umduğunu bulamamış, üzgün yaslı
Ayrılınca birbirinden gövdeler;
Ve insanlar karşılıklı nefretler içinde
Yatarken aynı yatakta yan yana:
Akar, akar yalnızlık ırmaklarca.
Çeviri: Behçet NECATİGİL
Friedrich NİETZSCHE Yalnız ŞİİR SÖZLERİ
Friedrich NİETZSCHE Yalnız ŞİİR SÖZLERİ
Haykırışan kargalar
Darmadağın uçuşuyor kente doğru
Nerdeyse yağacak kar
Yeri yurdu olanlara ne mutlu!
Donmuş kalakaldın,
Hanidir gözlerin arkada!
Boşuna kaçışın, ey çılgın,
Kıştan uzaklara!
Dilsiz ve soğuk binlerce çöle
Açılan bir kapıdır dünya!
İnsan senin yitirdiğini yitirse
Bir yerlerde duramaz bir daha!
Sen şimdi solgun, sarı
Kış gurbetlerine lânetli,
Hep soğuk gök katlarını
Arayan bir duman gibi.
Uç git, kuş, söyle ezgini
Issız çöl kuşlarının sesiyle!
Göm, gizle, ey çılgın, kanayan kalbini
Buzların, alayların içine!
Haykırışan kargalar
Uçuşuyor kentten yana, dağınık:
Nerdeyse yağacak kar
Yeri yurdu olmayana çok yazık!
Çeviri: Behçet NECATİGİL
Haykırışan kargalar
Darmadağın uçuşuyor kente doğru
Nerdeyse yağacak kar
Yeri yurdu olanlara ne mutlu!
Donmuş kalakaldın,
Hanidir gözlerin arkada!
Boşuna kaçışın, ey çılgın,
Kıştan uzaklara!
Dilsiz ve soğuk binlerce çöle
Açılan bir kapıdır dünya!
İnsan senin yitirdiğini yitirse
Bir yerlerde duramaz bir daha!
Sen şimdi solgun, sarı
Kış gurbetlerine lânetli,
Hep soğuk gök katlarını
Arayan bir duman gibi.
Uç git, kuş, söyle ezgini
Issız çöl kuşlarının sesiyle!
Göm, gizle, ey çılgın, kanayan kalbini
Buzların, alayların içine!
Haykırışan kargalar
Uçuşuyor kentten yana, dağınık:
Nerdeyse yağacak kar
Yeri yurdu olmayana çok yazık!
Çeviri: Behçet NECATİGİL
Hans Magnus ENZENSBERGER Karda Gömülü ŞİİR SÖZLERİ
Hans Magnus ENZENSBERGER Karda Gömülü ŞİİR SÖZLERİ
bir tüy ağabeyim yitirdi
karga
üç damla kan döktü babam
haydut
bir yaprak düştü kara
ardıç ağacından
yavuklumun güzelim pabucunun tekini
mektubunu falancanın
bir yüzüğü bir taşı bir kucak samanı
savaş yere gömeli
çok zaman oldu
yırt mektubu
parçala pabucu
yaz yaprağa tüy kalemle:
ak taş
kara saman
kırmızı iz
ah bilmeyişim ne iyi
yavuklumun yurdumun evimin
ağabeyimle beni
adlarımız neydi
Çeviri: Behçet NECATİGİL
bir tüy ağabeyim yitirdi
karga
üç damla kan döktü babam
haydut
bir yaprak düştü kara
ardıç ağacından
yavuklumun güzelim pabucunun tekini
mektubunu falancanın
bir yüzüğü bir taşı bir kucak samanı
savaş yere gömeli
çok zaman oldu
yırt mektubu
parçala pabucu
yaz yaprağa tüy kalemle:
ak taş
kara saman
kırmızı iz
ah bilmeyişim ne iyi
yavuklumun yurdumun evimin
ağabeyimle beni
adlarımız neydi
Çeviri: Behçet NECATİGİL
Wolfgang BORCHERT Düşlerde Fener Olmak ŞİİR SÖZLERİ
Wolfgang BORCHERT Düşlerde Fener Olmak ŞİİR SÖZLERİ
Ben ölünce
hiç değilse
Bir fener olsam,
kapında dursam,
soluk donuk geceyi
aydınlığa boğsam.
Ya da limanda
gemilerin uyuduğu zamanda
gülüşürken kızlar
uyumasam,
dar kirli bir kanalda
bir yalnıza göz kırpsam.
Daracık bir sokağa
assalar beni
teneke, kırmızı bir fener
bir meyhane önünde
dalgın düşüncelerle
tempo tutup şarkılara
sallansam.
Ya da şöyle bir fener
gözleri büyümüş bir çocuğun yaktığı
duyulup da korkunca çevresinde yalnızlığı
dışarda camlarda
fırtınanın ıslığı
kâbuslar, görüntüler, cinler.
Evet, hiç değilse.
ben ölünce
bir fener olsam,
tek başına geceleri
uykulardayken dünya
gökte ayla senli benli
sohbete dalsam.
Çeviri: Behçet NECATİGİL
Ben ölünce
hiç değilse
Bir fener olsam,
kapında dursam,
soluk donuk geceyi
aydınlığa boğsam.
Ya da limanda
gemilerin uyuduğu zamanda
gülüşürken kızlar
uyumasam,
dar kirli bir kanalda
bir yalnıza göz kırpsam.
Daracık bir sokağa
assalar beni
teneke, kırmızı bir fener
bir meyhane önünde
dalgın düşüncelerle
tempo tutup şarkılara
sallansam.
Ya da şöyle bir fener
gözleri büyümüş bir çocuğun yaktığı
duyulup da korkunca çevresinde yalnızlığı
dışarda camlarda
fırtınanın ıslığı
kâbuslar, görüntüler, cinler.
Evet, hiç değilse.
ben ölünce
bir fener olsam,
tek başına geceleri
uykulardayken dünya
gökte ayla senli benli
sohbete dalsam.
Çeviri: Behçet NECATİGİL
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Şiir Arşivi
-
▼
2015
(996)
-
▼
Eylül
(652)
- Cahit IRGAT İnsan Gibi ŞİİR SÖZLERİ
- Cahit IRGAT Ara Sokak ŞİİR SÖZLERİ
- Cahit IRGAT Ağaç ŞİİR SÖZLERİ
- Cahit IRGAT Adam Olana Çok Bile ŞİİR SÖZLERİ
- C. Hakkı ZARİÇ Zona ŞİİR SÖZLERİ
- C. Hakkı ZARİÇ Yalanlayış ŞİİR SÖZLERİ
- C. Hakkı ZARİÇ . . . Ve Sis ŞİİR SÖZLERİ
- C. Hakkı ZARİÇ Sis Ve Tuz ŞİİR SÖZLERİ
- C. Hakkı ZARİÇ Sıfırın Tekrarı ŞİİR SÖZLERİ
- C. Hakkı ZARİÇ Keşke Hiç . . . ŞİİR SÖZLERİ
- C. Hakkı ZARİÇ Islak Kül ŞİİR SÖZLERİ
- C. Hakkı ZARİÇ İkimiz Birlikte ŞİİR SÖZLERİ
- C. Hakkı ZARİÇ Gözlerinde Rehin Kalsın Gözlerim Şİ...
- C. Hakkı ZARİÇ Belleğim Ve Sıfır ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Okumak Gerek ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Körebe ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Karınca ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Çocuk Nazlı Bir Çiçek ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Canım Annem ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Anka Kuşu ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Yalnızlıktan Üşüyor İçimde Kelimeler ...
- Bülent ÖZCAN Sur Ayinleri ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Sen Elmasını Yedin!.. ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Savaş ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Kanayan Ömrüm Benim ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN İz-düş-im ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Gelincik Tozları ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Filler Kitap Okumaz Şiir Yazar ŞİİR S...
- Bülent ÖZCAN Ezgisi Mavi ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN En Güzeli Şiirlerin ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN En Güzel Ben Ölürüm!.. ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Düş Örten ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Devran Ters Yöne Dönüyor ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Çocukluk Mevsimi ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Ben O Zamanlar Genç Bir Şairdim ŞİİR ...
- Bülent ÖZCAN Bağışla Beni Şiir ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Aşk İnsana Kanatlar Verir ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ÖZCAN Ağıtı Yaralı Kuşlar Konar Alnıma ŞİİR...
- Bülent ÖZCAN Adı: Gül ŞİİR SÖZLERİ
- Carl SANDBURG Kimim Ben? ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent KUMRAL Tüketeceksin ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent KUMRAL İkilem ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent KUMRAL Güzelleme ŞİİR SÖZLERİ
- Ezra POUND Gözler ŞİİR SÖZLERİ
- Ezra POUND Bir Kız ŞİİR SÖZLERİ
- Rudyard KIPLING Adam Olmak ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ECEVİT Yarın ŞİİR SÖZLERİ
- Pablo Neruda Your Laughter Şiir Sözleri
- Pablo Neruda Don'T Go Far Off Şiir Sözleri
- Pablo Neruda I Do Not Love You Except Because I Lo...
- Pablo Neruda If You Forget Me Şiir Sözleri
- Bülent ECEVİT Yargı ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ECEVİT Yapamadığımız ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ECEVİT Uyum ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ECEVİT Türk-Yunan Şiiri ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ECEVİT Taka ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ECEVİT Sınır ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ECEVİT Pülümürün Yaşsız Kadını ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ECEVİT Promete Kentte ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ECEVİT Mağara ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ECEVİT Köylü Kadınlar ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ECEVİT İnsan ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ECEVİT Göçmen ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ECEVİT Bach Sonatı ŞİİR SÖZLERİ
- Bülent ECEVİT Av ŞİİR SÖZLERİ
- Beyazıd SANSI Edirne Türküsü ŞİİR SÖZLERİ
- Berrin TAŞ Erik Ağacının Altında ŞİİR SÖZLERİ
- Berrin TAŞ Cehennem Şiirleri ŞİİR SÖZLERİ
- Berin TAŞAN Vatanın Bu Yanı ŞİİR SÖZLERİ
- Berin TAŞAN Sabahın Seher Vaktinde ŞİİR SÖZLERİ
- Berin TAŞAN Elimi Çeken El ŞİİR SÖZLERİ
- Berin TAŞAN Bizden Sonra ŞİİR SÖZLERİ
- Berin TAŞAN Bırakıp Gitmek Yok ŞİİR SÖZLERİ
- Berin TAŞAN Ay Çiçekleri ŞİİR SÖZLERİ
- Berin TAŞAN Aç Kapıyı Ben Geldim ŞİİR SÖZLERİ
- Bekir Sıtkı ERDOĞAN Güz Düşünceleri ŞİİR SÖZLERİ
- Bejan MATUR Veda ŞİİR SÖZLERİ
- Bejan MATUR Tören Giysileri ŞİİR SÖZLERİ
- Bejan MATUR Sözcükler Acımızı Doldurmayacak ŞİİR S...
- Bejan MATUR Rüzgârı Acıtan Doğu ŞİİR SÖZLERİ
- Bejan MATUR Rüzgâr Dolu Konaklar ŞİİR SÖZLERİ
- Bejan MATUR Onun Çölünde ŞİİR SÖZLERİ
- Bejan MATUR Mutsuz Kraliçe ŞİİR SÖZLERİ
- Bejan MATUR Keşişler Geçti Ölümden ŞİİR SÖZLERİ
- Bejan MATUR Kadınlar ŞİİR SÖZLERİ
- Bejan MATUR Her Kadın Kendi Ağacını Tanır ŞİİR SÖZ...
- Bejan MATUR Dünyada Olmak Acıdır. Öğrendim. ŞİİR S...
- Bejan MATUR Dua ŞİİR SÖZLERİ
- Bejan MATUR Çürüme, Tanrıdan Gizlenen ŞİİR SÖZLERİ
- Bejan MATUR Beyaz Meselâ ŞİİR SÖZLERİ
- Bejan MATUR Ayın Büyüttüğü Oğullar ŞİİR SÖZLERİ
- Bejan MATUR An ve Masal ŞİİR SÖZLERİ
- Bejan MATUR Allahın Duvarında Bir Harftir Kadın Şİ...
- Bejan MATUR Allahın Çocukluğu ŞİİR SÖZLERİ
- Rainer Maria RİLKE Yalnızlık ŞİİR SÖZLERİ
- Friedrich NİETZSCHE Yalnız ŞİİR SÖZLERİ
- Hans Magnus ENZENSBERGER Karda Gömülü ŞİİR SÖZLERİ
- Wolfgang BORCHERT Düşlerde Fener Olmak ŞİİR SÖZLERİ
- Rainer Maria RİLKE Ciddi Saat ŞİİR SÖZLERİ
- Georg TRAKL Bir Kış Akşamı ŞİİR SÖZLERİ
-
▼
Eylül
(652)